Geleneksel olarak, ebeveynler çocuklarının spor müsabakalarını kaydetmeyi ve bu anıları saklamayı, aileleriyle paylaşmayı veya hatta üniversite gözlemcilerinin dikkatini çekmeyi severlerdi. Ancak, 40 milyar dolarlık gençlik sporları endüstrisinin özel sermaye şirketlerinin kontrolüne geçmesiyle bu basit keyif dahi yasaklanmaya ve ticarileştirilmeye başlandı. Şirketler, hokey pistlerinden amigo salonlarına kadar birçok tesiste ebeveynlerin kendi çocuklarının maçlarını kaydetmelerini engelliyor.
Bunun yerine, ebeveynler bu şirketlerin özel kayıt ve yayın hizmetlerine abone olmaya zorlanıyor. Bu hizmetlerin maliyeti, profesyonel spor etkinliklerinin yayın ücretlerinden çok daha yüksek olabiliyor. Ayrıca, firmaların özel sözleşmeleri, alternatif video hizmetlerinin sunulmasını da engelliyor. Kurallara uymayan ebeveynlere, çocuklarının takımlarının cezalandırılacağı veya kara listeye alınacağı tehditleri bile yöneltiliyor. Connecticut Senatörü Chris Murphy, kendi çocuğunun hokey maçını canlı yayınlaması halinde takımının puan kaybedeceği tehdidiyle karşılaştığını kamuoyuna duyurdu.
Bu durum, gençlik sporlarının artan maliyetleri nedeniyle birçok çocuğun spor yapma imkanından mahrum kalmasına yol açarken, özel sermaye şirketleri oyuncu ve ebeveynlerden mümkün olduğunca fazla kar elde etmeyi hedefliyor. Black Bear Sports Group gibi şirketler, gençlik hokeyi imparatorlukları kurarak kayıt ve yayın üzerinde tam bir kontrol sağlamış durumda. Bu ticarileşme, sporun erişilebilirliği ve ruhu üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratıyor.
Özel sermaye şirketlerinin gençlik sporlarını ticarileştirerek ebeveynlerin temel haklarını kısıtlaması, sporun erişilebilirliğini tehlikeye atıyor ve maliyetleri artırarak birçok çocuğu spor yapmaktan alıkoyuyor.