TigerBeetle projesinde deterministik simülasyon testlerine büyük önem verilse de, gerçek bir küme üzerinde performans doğrulaması yapmak kritik bir adımdır. Ancak, bulutta altı makine temin etmek, özel bir TigerBeetle binary'sini bu makinelere dağıtmak, küme replikalarını birbirine bağlamak ve yük testi uygulamak gibi süreçler, yazarın ifadesiyle, "üçüncü milenyumun çeyrek asrında bile" bir gününü alabilen karmaşık bir problem teşkil etmektedir. Yazar, bu sorunu çözmek için kendi "vibecoding" yaklaşımını, yani "kare tekerleğini" geliştirdiğini belirtiyor. Temel sorun, belirli özelliklere sahip geçici makinelerden oluşan bir filoyu talep üzerine hızla oluşturmak ve bu makinelerde ad-hoc komutları SIMD benzeri bir yaklaşımla çalıştırmak, aynı zamanda belirli bir kutuya SSH ile bağlanıp inceleme yapabilme esnekliğini korumaktır.
Bu soruna yönelik çözüm, üç ana kaynaktan ilham alıyor: rsyscall projesinin doğrudan stil dağıtık programlama fikri, Peter Bourgon'ın Mac'ten Linux'a uzaktan geliştirme deneyimini basitleştiren remote-sync ve remote-run betikleri, ve dax. rsyscall'ın temel fikri, yerel sistem çağrılarını (syscall) ağ sınırı ötesine genişleterek dağıtık sistemleri doğrudan bir stil ile programlayabilmektir. Peter Bourgon'ın yaklaşımı ise, yerel bir projenin uzak makineye otomatik olarak senkronize edilmesini (remote-sync) ve ardından uzak makinede eşleşen dizinde komutların çalıştırılmasını (remote-run) sağlar. Bu sayede, yerel ve uzak komutların ve yolların aynı olması avantajıyla, kabuk tamamlama (shell-completion) bile sorunsuz bir şekilde çalışır. Bu yaklaşım, geleneksel SSH ve Vim kurulumundaki ayrı durumları yönetme zorluğundan, daha birleşik bir yerel-uzak deneyimine geçişi temsil ederek geliştiricinin zihinsel modelini önemli ölçüde basitleştirir.
Geliştiricilerin dağıtık sistemler üzerinde çalışırken karşılaştığı karmaşıklığı azaltarak, yerel ve uzak ortamlar arasında sorunsuz bir köprü kurmanın yollarını sunuyor.