Makale, yazarın 2018 yılındaki iş deneyiminden yola çıkarak, "Ops" (operasyon) ekiplerinin üretim ortamına dağıtımlardaki geleneksel rolünü ve bu süreçlerin nasıl işlediğini anlatıyor. O dönemde şirketlerin çoğu AWS gibi bulut teknolojilerine yeni yeni geçiş yaparken, üretim dağıtımları genellikle iki haftada bir gerçekleştiriliyordu. Bu durum, bir hata veya sorun ortaya çıktığında düzeltmelerin iki hafta beklemesi gerektiği anlamına geliyordu, bu da geliştirme süreçlerini ciddi şekilde yavaşlatıyordu. Yazar, Ops ekibinin şirket içi altyapıda sanal makine (VM) oluşturma aracını takdir etse de, dağıtım süreçlerinin yavaşlığı temel bir sorun teşkil ediyordu.
Yazarın çalıştığı ekip bir veri bilimi ekibiydi ve makine öğrenimi (ML) modelleri geliştiriyordu. Üretimdeki modellerin yanlış davranışlar sergilemesi ve müşteri şikayetleri, ekibin karşılaştığı en büyük sorunlardan biriydi. Modeldeki veya iş mantığındaki bir eksikliği gidermek gerektiğinde, düzeltmelerin üretime alınması ciddi bir engeldi çünkü bu yetki sadece mühendislerde ve Ops ekibindeydi. Bu durum, hata ayıklama ve düzeltme süreçlerini uzatıyor, ekipler arasında sürekli bir iletişim ve koordinasyon ihtiyacı doğuruyordu.
Makale, o dönemdeki yazılım geliştirme pratiklerinin eksikliklerine de değiniyor; örneğin, PR (Pull Request) incelemelerinin yaygın olmaması ve GitHub depolarının sadece kodun anlık görüntüleri olarak kullanılması gibi. Geliştiricilerin genellikle SSH ile sunuculara bağlanıp kodu doğrudan düzenlemesi ve ardından bu değişiklikleri depoya kopyalaması gibi ilkel yöntemler kullanılıyordu. Yazar, bu zorlu dağıtım süreçlerini iyileştirme misyonunu üstlendiğini belirtiyor ve bu deneyimlerin, modern DevOps ve sürekli dağıtım (CI/CD) pratiklerinin neden bu kadar önemli olduğunu vurguladığını ima ediyor.
Makale, on yıl önceki yazılım geliştirme ve üretime dağıtım süreçlerindeki zorlukları, modern DevOps pratiklerinin neden bu kadar kritik olduğunu gösteren kişisel bir deneyimle aktarıyor.