Tupolev Tu-4 (NATO kod adı: Bull), 1940'ların sonlarından 1960'ların ortalarına kadar Sovyet Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış, piston motorlu bir stratejik bombardıman uçağıdır. Bu uçak, II. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği topraklarına acil iniş yapan Amerikan Boeing B-29 Superfortress'lerin tersine mühendislik yoluyla kopyalanmasıyla ortaya çıkmıştır. Tu-4, Sovyetler'in stratejik bombardıman yeteneği eksikliğini gidermek amacıyla geliştirilmiştir.
II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Sovyetler Birliği, Batılı Müttefikler'e benzer bir stratejik bombardıman gücüne sahip olma ihtiyacı hissetti. Mevcut Petlyakov Pe-8 ağır bombardıman uçakları yetersiz kalırken, ABD Pasifik'teki üslerinden B-29'larla Japonya'ya düzenli akınlar yapıyordu. Joseph Stalin, bu duruma karşılık olarak benzer bir bombardıman uçağının geliştirilmesi emrini verdi. ABD'nin Lend-Lease kapsamında B-29 tedarik etmeyi iki kez reddetmesinin ardından, 1944 yılında dört B-29 Sovyet topraklarına acil iniş yapmak zorunda kaldı. Sovyet-Japon Tarafsızlık Paktı gereği bu uçaklar alıkonuldu ve ABD'nin iade talepleri reddedildi.
Alıkonulan üç adet B-29, Tupolev OKB'ye teslim edildi. Bir uçak tamamen parçalandı, ikincisi uçuş testleri ve eğitim için kullanıldı, üçüncüsü ise referans standart olarak bırakıldı. Stalin, Tupolev'e kendi ANT-64/Tu-10 projesini bırakarak B-29'u mümkün olan en kısa sürede kopyalamasını emretti. Bu devasa tersine mühendislik çabası, 900 fabrika ve araştırma enstitüsünü kapsadı ve ilk yıl içinde tasarım çalışmaları tamamlanarak 105.000 çizim hazırlandı. Bu süreç, Sovyet havacılık endüstrisinin mühendislik kapasitesini ve kararlılığını gözler önüne sermiştir.
Tupolev Tu-4, Sovyetler Birliği'nin II. Dünya Savaşı sonrası stratejik bombardıman yeteneği boşluğunu hızla doldurmasını sağlayarak, Soğuk Savaş dönemindeki askeri dengelerde önemli bir rol oynamıştır.