ABD'nin eski başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı "güvenlik nedenleriyle" ABD'ye katma isteği, Avrupa ülkeleri arasında büyük bir tepkiye yol açtı. Trump yönetimi, Grönland'ın stratejik konumu ve zengin mineral kaynakları nedeniyle ABD için kritik olduğunu savunurken, bir danışmanı "kimsenin Grönland için ABD ile savaşmayacağını" iddia etti. Bu açıklamalar, Danimarka'nın yanı sıra Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya ve İspanya gibi Avrupalı müttefiklerin ortak bir bildiriyle Danimarka'ya destek vermesine neden oldu.
Avrupalı liderler, Grönland'ın kendi halkına ait olduğunu ve yalnızca Danimarka ile Grönland'ın kendi ilişkileri hakkında karar verebileceğini vurguladı. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'nin olası bir askeri müdahalesinin NATO'nun sonu olacağı uyarısında bulunmuştu. Bu gerilim, ABD'nin Venezuela'ya yaptığı askeri müdahale ve Trump'ın 1823 Monroe Doktrini'ne geri dönüş sinyalleri vermesinin ardından tırmandı. Trump'ın danışmanlarından Stephen Miller, Grönland'ın ABD'nin resmi pozisyonuna göre ABD'nin bir parçası olması gerektiğini ve bunun Arktik bölgesinin güvenliği için elzem olduğunu belirtti.
Avrupalı müttefikler, Arktik güvenliğinin önemini kabul etmekle birlikte, bunun NATO müttefikleri tarafından "kolektif" bir şekilde ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygı gösterilerek sağlanması gerektiğini ifade etti. Trump yönetiminin Grönland'a özel bir elçi ataması da Danimarka'da öfkeye neden olmuştu. 57.000 nüfuslu Grönland, 1979'dan beri geniş özerkliğe sahip olsa da, savunma ve dış politika konuları Danimarka'nın kontrolünde kalmaya devam ediyor.
ABD'nin stratejik çıkarları doğrultusunda bir ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik iddiaları, uluslararası hukuku ve müttefik ilişkilerini ciddi şekilde zorlamaktadır.