Makale, Silikon Vadisi'nin ürün geliştirme ve şehir planlamasının temelinde yatan yaygın bir yanılgıyı ele alıyor: toplulukların takas edilebilir olduğu varsayımı. Ekonomide "fungible" (takas edilebilir) terimi, birbiriyle değer kaybı olmadan değiştirilebilen varlıkları tanımlar; örneğin bir dolar. Ancak, yıllar süren ortak bağlam, iç şakalar ve kolektif hafıza ile bir araya gelmiş bir insan topluluğu takas edilebilir değildir. Buna rağmen, platformlar kullanıcı tabanlarını yeni mimarilere taşıdığında veya şehirler konut bloklarını yıktığında, topluluğun varlığını sürdüreceği veya yeniden inşa edilebileceği gibi yanlış vaatlerde bulunulur. Bu vaatler sürekli bozulur çünkü topluluğun gerçek değeri göz ardı edilir.
Makale, bu yanılgıyı Robert Moses'ın şehir planlama yaklaşımlarıyla örneklendiriyor. Moses, otoyollar ve kamu projeleri için mahalleleri yıkarak yüz binlerce insanı yerinden etti. Savunması, altyapıdan daha fazla insanın faydalanacağı yönündeydi ve yerinden edilen sakinlerin başka yerlerde eşdeğer topluluklar kurabileceği varsayılıyordu. Ancak Jane Jacobs, bunun felaketle sonuçlanan bir hata olduğunu savundu. Jacobs'a göre, eski bir mahalle sadece bir araya gelmiş bireylerden ibaret değildi; kendi bağışıklık sistemi ve değişimi metabolize etme şekli olan canlı bir organizmaydı. Moses onu yıktığında, bir topluluğu öldürdü ve kalıntılarını dağıttı.
Jacobs, bir topluluğun değerinin bireylerin ayrı birimler halinde olmasında değil, aralarındaki belirli, yeniden üretilemez ilişki ağında yattığını anlamıştı. Bir sokağın tüm sakinlerini aynı yeni sokağa taşısanız bile aynı topluluğu elde edemezsiniz, çünkü topluluk zamanın ve kimsenin takip etmediği on binlerce karşılıklı mikro işlemin bir fonksiyonudur. Ekonomik modellerde "ajanlar" genellikle birbirinin yerine geçebilirken, topluluk, ajanların birbirleri için takas edilemez hale geldiği noktada ortaya çıkar. Alice'in "bir komşuya" değil, çocuklarına bakan, fıstık alerjisini bilen o komşuya ihtiyacı olması gibi, ilişkiler spesifiktir ve bu özgüllük topluluğun temelini oluşturur.
Toplulukların, bireyler arasındaki benzersiz ve zamanla oluşan ilişkiler ağına dayandığı ve bu nedenle takas edilemez olduğu gerçeği, ürün geliştirme ve şehir planlama gibi alanlarda sıklıkla göz ardı edilen kritik bir öneme sahiptir.