Yazılım mühendislerinin kariyerlerinde birçok farklı yol izleyebileceği belirtiliyor; yoğun kod yazmaktan süreç yönetimine, ürün geliştirme ekipleriyle iş birliği yapmaktan liderlik pozisyonlarına yükselmeye kadar. Ancak yazar, bu yolların hangisi seçilirse seçilsin, teknoloji şirketlerinin nasıl çalıştığını anlamanın kritik olduğunu vurguluyor. Bu, bir araba kullanmak gibi; hedefin ne olursa olsun, aracı nasıl süreceğini bilmen gerekir. Alex Wennerberg ile yaptığı bir tartışmada ortaya çıkan bu fikir, sadece "değer" üretmeye odaklanmak yerine, şirket içindeki "gerçek politikayı" da kavramanın önemini ortaya koyuyor.
Makale, farklı mühendis profilleri üzerinden bu tezi destekliyor. Yükselmek isteyen hırslı bir mühendis için JIRA ticket'larını ezmenin tek başına terfi getirmediği, "glue work" (yapıştırıcı işler) tuzağına düşmemek gerektiği ve projeleri başarıyla teslim etmenin kariyer başarısının anahtarı olduğu belirtiliyor. Bu tür bir mühendisin, liderlik ettiği projelere odaklanması ve yönetim zincirine doğru iletişimi sağlaması gerektiği vurgulanıyor. Öte yandan, daha rahat bir kariyer hedefleyen bir mühendis bile, "glue work" tehlikelerinin ve projelerin öneminin farkında olmalı, sınırlı çabasını en olumlu itibarı kazandıracak alanlara yönlendirmelidir.
Son olarak, kullanıcıya gerçek değer sunmayı amaçlayan, örneğin erişilebilirlik gibi konularda tutkulu ancak şirket içinde yeterli desteği bulamayan bir mühendisin durumu ele alınıyor. Bu durumda bile, şirket içinde itibar inşa etmenin ve bu krediyi, onaylanmamış veya az onaylanmış erişilebilirlik çalışmaları gibi "değer odaklı" projeler için kullanmanın yolları olduğu ifade ediliyor. Kısacası, kişisel kariyer hedefleri ne olursa olsun, şirket içi dinamikleri, karar alma süreçlerini ve görünürlük mekanizmalarını anlamak, bu hedeflere ulaşmada temel bir gereklilik olarak sunuluyor.
Yazılım mühendislerinin kariyer hedefleri ne olursa olsun, teknoloji şirketlerinin iç dinamiklerini ve işleyişini anlamanın, bu hedeflere ulaşmada temel bir gereklilik olduğu vurgulanıyor.