Yazar, Stewart Cheifet'in vefat haberini aldığında hissettiği derin etkiyi ve bu etkinin yaşamındaki önemini dile getiriyor. Cheifet, özellikle "Computer Chronicles" adlı televizyon programıyla, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarında teknolojiye bakış açısını şekillendiren kilit bir figür olmuştur. Yazar, programı her cumartesi PBS'te, çizgi film kuşağının hemen ardından büyük bir heyecanla izlediğini anlatıyor. Cheifet ve yardımcı sunucu Gary Kildall'ın bilgisayarların potansiyelini sergileyişi, o dönemde başka hiçbir yerde deneyimleyemediği bir geleceğe pencere açmıştır.
Yazar, programda konuşulan birçok teknik detayı (CP/M, Lotus 1-2-3 gibi) tam olarak anlamasa da, Cheifet'in sunduğu içeriğin kendisini büyülediğini belirtiyor. Babasının bilgisayarları "sihir" olarak gören, anlamaya pek de hevesli olmayan yaklaşımının aksine, Cheifet bilgisayarların sadece birer makine olduğunu ve içlerinde büyük bir potansiyel barındırdığını göstermiştir. Bu durum, yazarın babasının "bilgisizlik" olarak tanımladığı duruma karşı bir "aşı" görevi görmüştür.
Cheifet'in çalışmaları, yazarın hayatındaki kritik dönemeçlerde küçük ama etkili yönlendirmeler yaparak, teknolojiye olan ilgisini ve kariyer yolunu derinden etkilemiştir. Yazar, daha önce HyperCard hakkında yazdığı bir yazıda "parlaklığını takdir etmenin tek yolu onu kaybetmektir" ifadesini kullanmış ve şimdi bu sözün Stewart Cheifet için de geçerli olduğunu fark ettiğini belirtiyor. Cheifet, birçok kişi için teknolojinin gizemini çözen ve geleceğe ilham veren bir rehber olmuştur.
Stewart Cheifet, "Computer Chronicles" programıyla bir neslin teknolojiye bakış açısını değiştirerek, bilgisayarların sihir değil, anlaşılabilir ve potansiyel dolu makineler olduğunu gösteren önemli bir figürdü.