Geleneksel istemci/sunucu tabanlı veritabanı sistemleri olan MySQL, PostgreSQL veya SQL Server gibi çözümlerde, bir web sayfası için 200'den fazla SQL sorgusu çalıştırmak genellikle ciddi bir performans sorununa yol açar. Bu durum, her sorgunun uygulama ile veritabanı sunucusu arasında bir gidiş-dönüş mesaj trafiği (round-trip) gerektirmesinden kaynaklanır ve "N+1 Sorgu Problemi" olarak bilinen bir anti-desen olarak kabul edilir. Ancak SQLite, bu yaygın algının aksine, çok sayıda küçük sorguyu bile son derece verimli bir şekilde işleyebilir.
SQLite'ın bu yeteneği, mimarisinden kaynaklanır. SQLite, istemci/sunucu tabanlı bir sistem değildir; veritabanı motoru doğrudan uygulamanın bellek alanında çalışır. Bu sayede, sorgular uzak bir sunucuya mesaj göndermek yerine basit bir fonksiyon çağrısı olarak yürütülür. Bu durum, her bir SQL sorgusunun gecikme süresini (latency) önemli ölçüde azaltır. Örneğin, SQLite web sitesinin dinamik sayfaları, Fossil versiyon kontrol sistemi tarafından oluşturulurken tipik olarak 200'den fazla SQL sorgusu kullanır ve bu, sayfa yükleme süresinde gözle görülür bir yavaşlamaya neden olmaz. 50 girdili bir zaman çizelgesi sayfasının 25 milisaniyeden daha kısa sürede oluşturulması bunun kanıtıdır.
Bu durum, geliştiricilere esneklik sunar. Geleneksel veritabanlarında mümkün olduğunca az ve karmaşık sorgu yazmak tercih edilirken, SQLite ile hem büyük ve karmaşık sorgular hem de çok sayıda küçük sorgu verimli bir şekilde kullanılabilir. Bu, uygulamanın ihtiyaçlarına en uygun sorgulama stratejisinin seçilmesine olanak tanır ve N+1 Sorgu Problemi'nin getirdiği performans endişelerini ortadan kaldırır.
SQLite'ın istemci/sunucu mimarisine sahip olmaması, çok sayıda küçük sorguyu bile yüksek verimlilikle işlemesini sağlayarak geliştiricilere esneklik sunar.