Ana Sayfa

Sınıfta Açık Problemler Atamak: Öğretim Görevlisinin Bakış Açısı

1 dk okuma

Bir öğretim görevlisi, derslerinde öğrencilere ek puan (extra credit) olarak açık problemler vermenin inceliklerini ve kendi deneyimlerini paylaşıyor. İlk olarak, öğrencilere bu problemlerin "açık" yani henüz çözülmemiş olduğunu söyleyip söylememe ikilemini ele alıyor. Bir yandan, öğrencilerin çözülmesi neredeyse imkansız bir problem üzerinde boşuna zaman harcamaması için dürüst olmanın adil olduğunu belirtiyor. Diğer yandan, bazı açık problemlerin zor olduğu düşüncesiyle insanların onlardan korkması nedeniyle açık kaldığını, ancak George Dantzig'in bir açık problemi ödev sanıp çözdüğü anekdotunu da hatırlatıyor. Yazar, kendi geliştirdiği ancak çözemediği problemleri öğrencilere verirken, bunun sadece kendisinin bir fikri kaçırmış olabileceği ve öğrencilerin çözebileceği ihtimalini vurguluyor.

Yazar, bir arkadaşının, kendi çözemediği bir problemi öğrencilere vermenin itibarını zedeleyebileceği yönündeki endişesine katılmıyor. Aksine, öğrencinin çözümüne duyduğu coşku ve kendi çözümüne yakın olduğuna dair hiçbir ipucu vermemesi durumunda, öğrencilerin kendisine olan saygısının azalmayacağına inanıyor. İkinci olarak, ek puan problemlerinin not ortalamasına dahil edilip edilmemesi konusunu tartışıyor. Yazar, bu tür problemlerin notu etkilememesi gerektiğini, aksi takdirde "ek puan" niteliğini kaybedeceğini savunuyor. Ancak, öğrencilere gelecekte yazabileceği referans mektuplarında bu başarıların önemli olacağını belirtiyor. Makale, akademik dünyada açık problemlerin öğretim süreçlerine nasıl entegre edilebileceği ve bu süreçte ortaya çıkan etik ve pedagojik sorular üzerine düşündürücü bir bakış açısı sunuyor.

İçgörü

Akademik eğitimde öğrencilere açık problemler atamanın pedagojik ve etik boyutlarını, öğrencilerin motivasyonu ve algısı üzerindeki etkileriyle birlikte inceliyor.

Kaynak