Ana Sayfa

"Saklayacak Bir Şeyin Yoksa" Argümanı: Veri Gizliliğinin Önemi

1 dk okuma

Makale, "saklayacak bir şeyin yoksa gizlenecek bir şeyin de yoktur" argümanının tehlikelerini, tarihsel ve güncel örneklerle ele alıyor. Yazar, 1851'den beri Amsterdam'da tutulan ve vatandaşların adı, doğum tarihi, adresi, medeni durumu, mesleği ve dini inancı gibi "masum" verileri içeren sivil kayıt sistemini örnek veriyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altında, bu kayıt sistemindeki dini inanç alanı, Yahudilerin kimliklerini tespit etmek ve onları toplama kamplarına göndermek için kullanıldı. Amsterdam'daki yaklaşık 80.000 Yahudi'nin verileri bu kayıtlarda yer alıyordu.

Kayıtların düşman eline geçmesiyle, Yahudilerin imha programı hız kazandı ve direnişçiler, kayıtları yok etmek için cesur bir saldırı düzenledi. Saldırı tam bir başarı olmasa da, kayıtların yaklaşık %15'i tamamen yok edildi ve büyük bir kısmı su hasarı gördü. Bu eylem, Nazilerin kayıtlara erişimini geciktirdi ve Amsterdam Yahudilerinin %80'i katledilse de, saldırı olmasaydı bu oranın %100'e yaklaşabileceği belirtiliyor. Makale, görünüşte masum veritabanı alanlarının beklenmedik koşullarda nasıl ölümcül sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Günümüzde ise ABD'deki OPM veri ihlali gibi olaylar, benzer risklerin devam ettiğini gösteriyor. Bu ihlalde, hükümet çalışanları ve bağlantılı kişilere ait 20 milyondan fazla dosya sızdırıldı.

İçgörü

Görünüşte masum kişisel verilerin, kötü niyetli aktörlerin eline geçtiğinde yıkıcı sonuçlar doğurabileceği ve gizliliğin temel bir hak olduğu unutulmamalıdır.

Kaynak