Ana Sayfa

Programlamanın Değişen Yüzü: 7 Yaşında Başlayan Bir Aşkın Evrimi

1 dk okuma

Yazar, 1983 yılında yedi yaşındayken ilk kodunu yazdığı günlerden, 50 yaşına geldiği bugüne kadar programlamanın geçirdiği değişimi ele alıyor. O dönemde, bir BASIC makinesinin her baytını ve pikselini tamamen anladığını, niyetinden sonuca giden yolun doğrudan ve görünür olduğunu belirtiyor. Günümüzde ise, bilim kurgu gibi görünen donanımların karşısında 'bir şeyler inşa etmenin' ne anlama geldiğini sorguladığını ifade ediyor. Bu yazının, yapay zeka hakkında bir sitem ya da 'bizim zamanımızda' diye başlayan bir yakınma olmadığını, aksine birçok deneyimli geliştiricinin de hissettiği bir değişimi dile getirdiğini vurguluyor.

Yazarın favori bilgisayar dönemi, 8-bit makinelerden 486DX2-66'ya kadar uzanıyor. Bu dönemdeki her makinenin (Sinclair Spectrum, Commodore 64, NES, PC) kendine özgü bir karakteri olduğunu, donanımı anlamanın ve onunla mücadele etmenin (IRQ çakışmaları, DMA kanalları, CONFIG.SYS optimizasyonları) neredeyse oyunun kendisi olduğunu anlatıyor. id Software gibi küçük ekiplerin, Carmack'ın Wolfenstein'daki raycasting'i veya Doom'daki VGA Mode X hileleri gibi teknik kararlar alarak gerçek kısıtlamalara rağmen yaratıcılığı nasıl beslediğini örnek veriyor. Bu dönemin, geliştiricilerin sadece kullanıcı değil, aynı zamanda sistem mühendisi olmayı gerektiren bir macera olduğunu belirtiyor.

Ancak bu 'Vahşi Batı' dönemi, Plug and Play'in gelişi ve Windows'un her şeyi soyutlamasıyla sona erdi. Bilgisayarlar, anlaşılmayı ve saygı duyulmayı gerektiren ilginç makineler olmaktan çıkıp, sıradan birer cihaza dönüştü; zanaat görünmez hale geldi. Yazar, bu değişimin sadece zanaatı değil, aynı zamanda bilgisayarların vaadini de değiştirdiğini düşünüyor. Başlangıçtaki iyimserliğin ve 'her şeyi inşa edebilme' umudunun yerini, makinelerin gözetim ve veri toplama araçlarına dönüşmesiyle oluşan 'tatsız' bir durumun aldığını, platformların bizi birbirimize bağlamak yerine ticarileştirmek için tasarlandığını belirtiyor.

İçgörü

Programlama dünyasının, kişisel keşif ve donanım anlayışına dayalı bir zanaattan, soyutlanmış ve ticarileşmiş bir endüstriye dönüşümünü ele alıyor, bu değişimin geliştiriciler üzerindeki etkilerini sorguluyor.

Kaynak