1999'da yürürlüğe giren yeni bir mahkeme kuralı, Birleşik Krallık Posta Ofisi'nin (Post Office) masum şube müdürlerini haksız yere yargılamasına ve hayatlarını mahvetmesine yol açan büyük bir adaletsizliğin temelini oluşturdu. Bu kural değişikliği, bilgisayar tabanlı delillerin mahkemelerde kullanımına ilişkindi. Daha önce, 1984 tarihli Polis ve Ceza Delilleri Yasası'nın 69. Maddesi, bilgisayar sistemlerinin iddia edilen suç anında düzgün çalıştığına dair kanıt sunulmasını gerektiriyordu. Ancak 1995'te Hukuk Komisyonu, bu maddeyi değiştirerek, aksi yönde açık bir kanıt olmadığı sürece bilgisayar sistemlerinin doğru çalıştığı varsayımını getirmeyi önerdi. Bu öneri, savcılık yapan kuruluşlardan geri bildirim almayı amaçlıyordu ve Post Office de bu kuruluşlardan biriydi. Post Office'in ceza hukuku departmanı, mevcut kuralı "savcılık açısından biraz külfetli" bulduğunu belirterek değişikliği destekledi. Hatta bir temsilci, bilgisayar delillerinin diğer delillerden farklı olmadığını ve kabul edilebilir olması gerektiğini, makinenin çalışır durumda olduğu varsayımının olması gerektiğini savundu.
Bu yeni kural, 1999 yılında, Post Office'in tüm şube ağının muhasebesini bilgisayarlaştıran Horizon sisteminin tanıtımıyla aynı zamana denk geldi. Kuralın yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra, Post Office, kendi özel savcılık yetkilerini kullanarak yoğun bir yargılama sürecine girdi. Artık polis veya Kraliyet Savcılık Servisi'ne (Crown Prosecution Service) ihtiyaç duymadan, sadece hatalı bilgisayar sisteminden gelen delillerle hareket edebiliyordu. Horizon'un tanıtımından önceki yedi yılda (1991-1998 arası) yılda ortalama altı şube müdürü veya personel mahkum edilirken, yeni kural ve Horizon ile birlikte bu oran %766 artış gösterdi. Post Office, var olmayan açıkları kapatmaları için şube müdürlerini yargılama tehdidiyle taciz etti. Çünkü Horizon'un olay anında düzgün çalıştığını kanıtlamak zorunda değildi. Bu durum, binlerce masum insanın hayatını karartan büyük bir adaletsizliğe yol açtı.
Bilgisayar delillerinin kullanımına ilişkin bir yasal değişikliğin, büyük bir kurum tarafından masum insanlara karşı nasıl bir adaletsizlik aracı olarak kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.