Norman Foster tarafından tasarlanan JP Morgan'ın New York'taki yeni küresel genel merkezi, Manhattan silüetine devasa ve kaba bir ek olarak yükseliyor. Şehrin zarif ve ince yapılarının aksine, bu 423 metrelik yapı, birkaç kulenin bir araya getirilmiş hali gibi görünüyor; karanlık, heybetli bir kütle oluşturarak "korkutucu bir grafik çubuğu" veya "tabut" benzetmeleriyle eleştiriliyor. JP Morgan'ın 855 milyar dolarlık piyasa değeri ve haftalık 1 milyar doları aşan kârıyla, bu 4 milyar dolarlık bina, bankanın "kale bilançosu" söylemini somutlaştıran bir "kale" olarak yorumlanıyor.
Yapı, 90 yaşındaki Norman Foster ve ortağı Foster+Partners'ın eseri. Daha önce Hong Kong'daki HSBC kulesiyle de tartışma yaratan Foster, bu projede de aşırıya kaçmakla eleştiriliyor. Bina, 60 katlı olmasına rağmen 95.000 ton yapısal çelik kullanıyor ki bu, daha uzun ve daha geniş olan Empire State Building'den %60 daha fazla çelik demek. Bir mühendis, bu çeliğin eritilip 30mm genişliğinde bir kemer haline getirilse dünyayı iki kez saracağını belirtiyor; bu da bankanın küresel hakimiyetinin bir sembolü olarak görülüyor.
Gökdelen sadece silüete değil, sokak seviyesine de hükmediyor. Dev çelik sütunlar kaldırımdan fışkırarak binanın tabanını Nosferatu parmakları gibi kavrıyor. Altındaki tren raylarından kaçınmak için yayılan bu sütunlar, binanın şişkin kütlesini "özel mülkiyete ait kamusal alanların" üzerine taşıyor. Bu alanlar, insanların oyalanmasını engellemek üzere tasarlanmış sığ basamaklar ve bitki saksılarıyla dikkat çekiyor. Madison Avenue tarafında ise Maya Lin'in oyma granit kayalardan oluşan eseri, binanın sokakla olan ilişkisini daha da karmaşık hale getiriyor. Bina, hem mimari estetik hem de çevresel etki açısından ciddi eleştirilere maruz kalıyor.
Bu bina, modern mimarinin aşırıya kaçan boyutlarını ve kurumsal gücün şehir silüetleri üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.