Yazar, 20 yılı aşkın süredir Windows kullanıcısı olmasına rağmen, Microsoft'un işletim sistemini giderek daha kullanışsız hale getirmesi nedeniyle Linux'a geçmek zorunda kaldığını belirtiyor. Windows 98 ile başlayan bu uzun ilişki, yazarın bir yazılım geliştiricisi olduktan sonra bile devam etmiş, Windows'un tanıdık ve verimli yapısı ona her zaman cazip gelmiştir. Ancak, Windows 10 ile başlayan tam ekran reklamlar ve kullanıcının rızası olmadan gerçekleşen zorunlu güncellemeler, bu konforu baltalamaya başlamıştır. Özellikle kaydedilmemiş işlerin kaybolmasına neden olan ani güncellemeler, yazarın sabrını zorlayan ilk ciddi sorunlar olmuştur.
Son darbe, 24H2 güncellemesiyle gelmiştir. Yazarın erteleme çabalarına rağmen, bu sorunlu güncelleme bilgisayarına zorla yüklenmiş ve ardından tuhaf bir hataya yol açmıştır: Chrome tarayıcısı, başka bir pencerenin altında konumlandığında görsel bir 'nöbet' geçirmeye başlamış ve bu durum çoğu zaman sistemin tamamen kilitlenmesiyle sonuçlanmıştır. Geri alma girişimleri başarısız olmuş, Windows'u yeniden kurmak bile sorunu çözmemiştir. Bu dijital 'herpes'ten kurtulamayan yazar, geçici bir çözüm olarak Microsoft'un kararsız Insider sürümünü kullanmak zorunda kalmış, ancak bu da beraberinde yeni hatalar getirmiştir.
Bu deneyimler, yazarın Windows'a olan güvenini tamamen sarsmış ve onu alternatif bir işletim sistemi arayışına itmiştir. Microsoft'un kullanıcı deneyimini hiçe sayan ve işletim sistemini kullanılamaz hale getiren politikaları, yazarın uzun süreli Windows geçmişine rağmen Linux'a geçiş yapmasına neden olmuştur. Bu durum, teknoloji devlerinin kullanıcı kontrolünü ele geçirme çabalarının, sadık kullanıcıları bile nasıl yabancılaştırabileceğinin bir göstergesidir.
Microsoft'un kullanıcı deneyimini göz ardı eden ve zorunlu güncellemelerle sistemi istikrarsızlaştıran politikaları, uzun süreli Windows kullanıcılarını bile alternatif işletim sistemlerine yönlendiriyor.