Sosyal medya platformları, özellikle Meta ve YouTube, çocuklarda ve gençlerde sosyal medya bağımlılığına yol açtığı ve bunun sonucunda anksiyete, depresyon, yeme bozuklukları ve hatta ölüme neden olduğu iddialarıyla binlerce kişisel yaralanma davasıyla karşı karşıya. Şirketler, yıllardır çocuk güvenliği risklerini göz ardı ederek kârı önceliklendirmekle suçlanıyor. Daha önce kongre duruşmalarında hesap vermiş olsalar da, ilk kez bir jüriyi çocuklara zarar vermediklerine ikna etmek zorunda kalacaklar.
Bu hafta başlayan ilk yüksek profilli dava, yüzlerce diğer şikayet için önemli bir emsal teşkil edebilecek "bellwether" bir vaka olarak kabul ediliyor. Dava, 19 yaşındaki K.G.M.'nin Meta ve YouTube'un sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma gibi bağımlılık yapıcı özellikler tasarlayarak kendisinde depresyon, anksiyete, kendine zarar verme ve intihar eğilimi tetiklediği iddialarını içeriyor. TikTok ve Snapchat de davada hedef alınmış ancak her ikisi de duruşma başlamadan önce uzlaşmaya vardı. K.G.M., ailesinin acı ve ıstıraplarından kaynaklanan kayıpları telafi etmek ve şirketleri zararlı özellikleri teşvik etmekten caydırmak için tazminat talep ediyor. Ayrıca, ebeveynleri riskler konusunda bilgilendirmek amacıyla platformlarda belirgin güvenlik uyarıları zorunluluğu getirilmesini istiyor.
Meta ve YouTube ise K.G.M.'nin psikolojik zararına okul zorbalığı ve aile sorunları gibi başka faktörlerin neden olduğunu iddia ediyor. Ayrıca, Section 230 ve Birinci Değişiklik'in platformları K.G.M.'ye yönelik zararlı içerikten sorumlu tutulmaktan koruduğunu savunuyorlar. Bu davanın kaybedilmesi, sosyal medya şirketlerine milyarlarca dolara mal olabilir ve platformların çocuklara yönelik içerik ve tasarım yaklaşımlarında köklü değişikliklere yol açabilir.
Bu davanın sonucu, sosyal medya şirketlerini ürün tasarımlarını ve küçükler için içerik denetleme politikalarını temelden değiştirmeye zorlayabilir ve hesap verebilirlik konusunda küresel bir emsal teşkil edebilir.