Londra, zaman ve mekan arasındaki ayrımın yüzyıllar önce ortadan kalktığı, efsanevi ve mistik bir geçmişe sahip. Aeneas'ın torunu Kral Brutus'tan, kesildikten sonra yıllarca konuşan dev Brân'ın başına ve şehre kendi adını veren Kral Lud'a kadar uzanan bu anlatılar, şehrin derinliklerine işlemiş. Bu "başka bir Londra", çoğu zaman entelektüel olarak itibarsız kabul edilen, aykırı şairler, tarot okuyucuları ve abartıya meyilli otodidaktlarla dolu bir yeraltı dünyası sunuyor. Şehrin adı bile Llandin gibi kutsal bir tepeden veya Kral Lud'dan türemiş olabilir, bu da Londra'nın kimliğinin ne kadar katmanlı ve tartışmalı olduğunu gösteriyor. Bu efsaneler, şehrin sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal haritasını da çiziyor.
Bu mistik ve efsanevi geçmişin üzerine, 1960'larda Parisli entelektüellerden oluşan avangart bir grup olan Situationist International (Durumcu Enternasyonal) Londra'ya geliyor. Limehouse gibi yoksul, rıhtım ve eski depolardan oluşan bölgelere özel bir ilgi gösteriyorlar. Bu bölgeleri, "psikocoğrafik deneyler" yapmak için ideal buluyorlar. Hatta 1955'te gelecekteki bazı Durumcular, Times of London'a bir mektup yazarak, Blitz sırasında yıkılan Çin mahallesinin yeniden inşasına karşı çıkmışlar, çünkü burayı ziyaret edip deneylerini yapma fırsatı bulamamışlardı. Durumcular, bürokrasiye düşkün, alkollü toplantılarda birbirlerini eleştiren ve sanatsal/politik ihlaller nedeniyle birbirlerini kınayan bir gruptu.
"Psikocoğrafya" terimi, Internationale Situationniste yayınında "coğrafi çevrenin bireylerin duygusal davranışları üzerindeki spesifik etkilerinin incelenmesi" olarak tanımlanıyor. Bu, şehrin sadece bir mekan olmaktan öte, insan ruhu üzerinde derin etkiler bırakan, keşfedilmeyi bekleyen bir labirent olduğunu vurguluyor. Durumcular, Londra'nın bu "büyüsü bozulmuş" ama aynı zamanda efsanelerle dolu yüzünü, modern kentleşmenin tekdüzeliğine karşı bir direniş alanı olarak görüyorlardı.
Makale, Londra'nın efsanevi geçmişi ile modern kentleşme arasındaki gerilimi ve bu gerilimin avangart sanat akımları üzerindeki etkisini, özellikle de psikocoğrafya kavramını derinlemesine inceliyor.