Ana Sayfa

Kuzey Kore Nükleer Silahlar Konusunda Haklı Çıktı mı?

1 dk okuma

Makale, 2003'te nükleer silah programını Batı'nın vaatleri karşılığında terk eden Libya lideri Muammer Kaddafi'nin 2011'de NATO destekli isyancılar tarafından öldürülmesiyle başlıyor. Bu olayın, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un tarafından dikkatle izlendiği ve ülkesinin nükleer silahlardan vazgeçmeme kararını pekiştirdiği belirtiliyor. 1990'lar ve 2000'lerin başında Batı'nın Kim Jong Il'i "çılgın" bir lider olarak görmesi, Kuzey Kore'yi hafife almasına neden olmuştu. Ancak günümüzde, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, Çin'in genişlemeci emelleri ve ABD'nin uluslararası müdahaleleriyle şekillenen küresel güvenlik mimarisinin kırılganlığı göz önüne alındığında, Kim hanedanının nükleer silahsızlanmayı reddetme stratejisi giderek daha mantıklı bir hal alıyor.

Makale, nükleer silahlardan vazgeçen veya hiç sahip olmayan diğer ülkelerin ve liderlerin trajik sonlarını örnek gösteriyor. Irak lideri Saddam Hüseyin'in nükleer programı dağıtıldıktan sonra ABD işgaline maruz kalması ve öldürülmesi, Kaddafi'nin akıbetiyle benzerlik taşıyor. 1994'te Budapeşte Memorandumu ile dünyanın üçüncü büyük nükleer cephaneliğini teslim eden Ukrayna'nın 2014'te Kırım'ı kaybetmesi ve 2022'den beri varoluş mücadelesi vermesi, nükleer güvencelerin ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor. İran'ın nükleer anlaşmasının ABD tarafından tek taraflı feshedilmesi ve sonrasında yaşananlar da bu tezi destekliyor. Bu örnekler, Kuzey Kore'nin nükleer silahlara sahip olma konusundaki ısrarının, kendi güvenliğini sağlamak adına stratejik bir hamle olduğunu ortaya koyuyor. Makale, Kuzey Kore'nin bu bağlamda bir "istisna" olduğunu ve uluslararası düzenin işleyişine dair ciddi sorular sorduğunu vurguluyor.

İçgörü

Kuzey Kore'nin nükleer silahlara sahip olma konusundaki ısrarının, uluslararası güvenlik mimarisinin kırılganlığı ve diğer ülkelerin yaşadığı olumsuz deneyimler ışığında stratejik bir haklılık kazandığı iddia ediliyor.

Kaynak