Kuvars kristaller, 1920'lerden bu yana radyo teknolojisinde istikrarlı osilatörler oluşturmak ve sinyalleri filtrelemek için kritik bir rol oynamıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Brezilya'dan gelen doğal kuvars kullanılarak seri üretime geçilmişlerdir. Günümüzde yılda 2 milyardan fazla üretilen bu kristaller, çoğunlukla mikroişlemcilerin zamanlamasını sağlamak gibi mütevazı ancak hayati bir görevi üstlenmektedir. Hatta 1972'de kötü tasarlanmış bir kristal osilatörün arızalanması sonucu yaşanan bir tren kazası, bu küçük bileşenlerin önemini çarpıcı bir şekilde ortaya koymuştur.
Bir kuvars kristali, sentetik bir kristalden doğru açıyla kesilmiş, her iki tarafında birer elektrot bulunan ince bir dilimden ibarettir. Bu kristaller, frekanslarına ve boyutlarına göre farklı titreşim modları sergiler. Örneğin, MHz frekanslarındaki kristaller genellikle "kalınlık-kayma" titreşimi yaparken, daha düşük frekanslı büyük kristaller uzayıp kısalma hareketi yapar. Saatlerdeki küçük 32.768 kHz kristaller ise bir diyapazon gibi bükülerek rezonansa girer.
Kuvars kristallerinin elektriksel davranışını açıklamak için eşdeğer bir devre kullanılır. Bu devre, kristalin hareketine bağlı olan "hareket endüktansı" (Lm) ve "hareket kapasitansı" (Cm) ile elektrotların oluşturduğu "paralel kapasitans" (Cp) ve kayıpları temsil eden bir "direnç" (Rm) içerir. Kristalin iki ana rezonans frekansı vardır: seri rezonans ve paralel rezonans. Seri rezonansta, Lm ve Cm rezonansa girer ve kristal çok düşük bir empedansa sahip olur. Paralel rezonans frekansında ise empedans çok yükselir ve bu frekans, seri rezonanstan biraz daha yüksektir. Paralel rezonans, kristalin bağlandığı devrenin kapasitansından etkilendiği için, bu tür kristaller genellikle belirli bir harici paralel kapasitans değeriyle birlikte belirtilir.
Kuvars kristaller, modern elektronik cihazların temelini oluşturan hassas zamanlama ve frekans kontrolü sağlayarak teknolojinin güvenilirliğini ve işlevselliğini doğrudan etkiler.