Ana Sayfa

Kongre'nin Pasifliği Yürütmenin Askeri Maceracılığını Kolaylaştırıyor

1 dk okuma

Makale, yasama organı olan Kongre'nin pasifliğinin, yürütme organının (Başkanlık) askeri operasyonlara girişmesini nasıl kolaylaştırdığını inceliyor. Özellikle Trump yönetiminin uyuşturucu teknesi saldırıları ve Venezuela'ya yönelik eylemleri gibi örnekler üzerinden, Başkanların yasama onayı olmaksızın askeri güç kullanma yetkisini giderek daha fazla üstlendiği belirtiliyor. Bu durum, ilgili anayasal hükümlerin orijinal anlayışından ziyade, 20. yüzyıl sonu emsallerine dayanarak gerekçelendiriliyor.

Adalet Bakanlığı'ndaki Hukuk Müşavirliği Ofisi (OLC), askeri konuşlandırmaların, "niteliği, kapsamı ve süresi" açısından gerçek bir savaş teşkil etmediği sürece Kongre onayı veya savaş ilanı gerektirmediği argümanıyla bu tür eylemleri onaylamıştır. Profesör McConnell'ın belirttiği gibi, OLC bu sonuçlarını anayasa metni veya erken dönem tarihiyle ilişkilendirme konusunda yetersiz kalmıştır. Bu durum, Başkanların ulusun ordusunu Kongre'den yetki almaksızın konuşlandırma eğilimini artırmıştır.

Makale, Kongre'nin Başkan'ın askeri maceracılığını kısıtlamak için "bütçe yetkisi" gibi araçları kullanabileceğini vurguluyor. Kongre, Başkan'ın emrindeki askeri gücü finanse eden ve yetkilendiren kurumdur. Eğer Başkan, Kongre'nin onaylamadığı şekillerde askeri güç kullanmak isterse, Kongre ödenekleri kısıtlayabilir veya başka kısıtlayıcı yasalar çıkarabilir. Ayrıca, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Kararı (War Powers Resolution) da Başkan'ın ülkeyi yasama onayı olmadan savaşa sokma yeteneğini sınırlamayı amaçlasa da, yürütme organının bu kısıtlamalara her zaman sadık kalmadığı belirtiliyor.

İçgörü

Yürütme organının anayasal sınırları zorlayarak askeri operasyonlara girişmesi, Kongre'nin yasama yetkilerini kullanmaktaki isteksizliği nedeniyle giderek yaygınlaşıyor ve güçler ayrılığı ilkesini zayıflatıyor.

Kaynak