Yazar, sektördeki gelişmeleri yakından takip etmesine rağmen, yapay zeka (YZ) tarafından üretilen kodların yaygınlaşmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Copilot ve Claude gibi araçları "baharatlı otomatik tamamlama" veya hata ayıklama asistanı olarak kullandığını belirtiyor ancak daha karmaşık görevlerde yetersiz kaldıklarını ifade ediyor. Yazar, bir makineye kod yazdırmak için harcanan zamanın ve detaylı prompt mühendisliğinin, kodu doğrudan yazmaktan daha uzun sürdüğünü ve bu çabanın değerini sorguladığını belirtiyor. YZ asistanlarına yeterli, ancak aşırıya kaçmayan bağlam sağlamanın ve "uzman" gibi rol yapma talimatları vermenin gerekliliğini eleştiriyor.
Mühendislerin işlerinin "iyi" kısmı olan kod yazmayı bırakıp, sadece "sıkıcı" kısmı olan kod incelemelerine odaklanma isteğini tehlikeli buluyor. Ürünlerin YZ tarafından üretilen kodlarla doldurulmasının risklerine dikkat çekiyor. Yazar, bu durumu "çağımızın Sanayi Devrimi" benzetmesiyle karşılaştıran argümanlara da değiniyor. Sanayi Devrimi'nin iklim değişikliğine katkıları ve YZ yazılımlarını çalıştıran veri merkezlerinin enerji tüketimi arasında paralellikler kuruyor.
Mekanizasyonun ürünleri daha ucuz ve erişilebilir hale getirdiğini ancak kaliteden ödün verdiğini, bunun 19. yüzyıldan beri süregelen bir "en dibe doğru yarış" olduğunu savunuyor. Yazar, YZ ile kod üretiminin de benzer bir kalite düşüşüne yol açabileceği endişesini taşıyor ve mühendislerin eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini korumalarının önemini vurguluyor.
Yapay zeka destekli kod üretiminin getirdiği verimlilik tartışmalarının ötesinde, yazılım geliştiricilerin eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini korumasının önemini vurguluyor.