Günlük dil kullanımının, bir kişinin kişilik işlev bozukluğunu ele verip veremeyeceği sorusu, yapılan araştırmalarla olumlu yanıt buluyor. Kısa mesajlardan uzun e-postalara, gündelik sohbetlerden çevrimiçi yorumlara kadar, insanların seçtiği kelimeler, düşünme, hissetme ve başkalarıyla ilişki kurma biçimlerindeki derin kalıpları sessizce ortaya koyuyor. Herkesin alışkanlık haline gelmiş düşünme, hissetme ve davranış biçimleri olan kişilik özellikleri vardır. Bu kalıplar katı, yoğun veya yıkıcı hale geldiğinde, duygular, benlik algısı ve ilişkilerle ilgili sürekli sorunlara neden olabilir. Daha şiddetli uçta ise kişilik bozuklukları yer alır; bu durumda kalıplar önemli sıkıntı ve bozukluk yaratır. Narsisistik, antisosyal ve borderline kişilik bozuklukları yaygın örneklerdendir. Ancak herkes tam teşekküllü bir bozukluğa sahip değildir; kişilik işlevselliği aslında bir spektrumda var olur.
Psikologlar uzun zamandır belirli dil alışkanlıklarının insanların içsel olarak nasıl işlev gördüğünü ortaya koyduğunu biliyorlar. Örneğin, sıkıntı yaşayan kişiler tutarlı bir şekilde daha ben merkezli dil ve daha olumsuz duygu kelimeleri kullanırken, daha karanlık kişilik özelliklerine sahip olanlar genellikle daha düşmanca, olumsuz ve bağlantısız bir dil kullanır. Bu kalıplar genellikle kasıtlı değildir; dil, dikkati, duyguyu ve düşünceyi takip ettiği için doğal olarak ortaya çıkarlar. Hesaplamalı metin analizi sayesinde araştırmacılar, bu ince ipuçlarını artık büyük ölçekte ve hızla analiz edebiliyorlar.
dört farklı çalışmada, meslektaşlarım ve ben, kişilik işlev bozukluğunun günlük iletişimde tespit edilebilir bir iz bıraktığına dair net kanıtlar bulduk. Bu çalışmalardan biri, 530 kişinin yakın ilişkileri hakkında yazdığı denemeleri analiz etti ve kişilik işlev bozukluğu seviyeleri ile dil kullanımı arasındaki güçlü bağlantıları ortaya koydu. Araştırma, dilin sadece bir iletişim aracı olmaktan öte, bireylerin psikolojik durumlarının ve kişilik yapılarının derinlemesine anlaşılmasına olanak tanıyan güçlü bir gösterge olduğunu gösteriyor. Bu bulgular, kişilik bozukluklarının erken teşhisi ve müdahalesi için yeni yollar açabilir.
Günlük dil kullanımının, kişilik bozukluklarının erken tespiti ve anlaşılması için önemli bir gösterge olabileceğini ortaya koyuyor.