Yazar, kitabının son kopyaları okuyuculara ulaştıktan sonra farklı projelere yönelmiş olsa da, eBay'deki kayıtlı aramaları ve klavye meraklısı arkadaşlarının etkisiyle klavye dünyasına geri döndüğünü belirtiyor. Son iki yılda edindiği bazı ilginç klavyeleri, sanki kitabında yer alacaklarmış gibi okuyucularıyla paylaşmak istediğini ifade ediyor. Bu klavyelerin ortak teması, yazarın "en çok tuşlu klavye" arayışında keşfettiği cihazlar olması.
Yazar, daha önce "en çok tuşlu klavye" unvanı için bir arayışa girdiğini ve PolType adlı Polonya dizgi sistemine ait, 510 tuşlu mekanik bir klavyeyi bu unvanın sahibi olarak belirlediğini hatırlatıyor. Ancak yıllar sonra, Hollanda grafik sistemi Aesthedes'e bağlı, çoğu membran olmak üzere toplam 636 tuşa sahip bir hibrit klavyenin bu rekoru ele geçirdiğini öğrenmiş ve bu klavyeyi 2022'de yazmış, hatta Shift Happens kitabının son bölümüne fotoğrafını dahil etmişti.
Şimdi ise Aesthedes'i tahtından indirme zamanı geldiğini belirten yazar, geçen yıl itibarıyla "en tuşlu" klavye olabilecek Keyport 717'ye sahip olduğunu duyuruyor. 1983 yılına ait olan ve dönemin popüler Apple II bilgisayarına bağlanmak üzere tasarlanan bu klavye, adından da anlaşılacağı gibi 717 tuşa sahip. Ancak yazar, bu tuşların tamamının membran olmasından dolayı hayal kırıklığı yaşadığını belirtiyor. Tuşların düz bir yüzeyin altında gizlenmiş sensörlerden ibaret olması, Keyport 717'yi geleneksel bir klavyeden çok, VisiCalc gibi uygulamalar için değiştirilebilir katmanlara sahip bir grafik kullanıcı arayüzüne benzetiyor. Yazar, "en büyük X" veya "en eski Y" gibi arayışların genellikle beklentileri karşılamayan, karmaşık gerçeklerle sonuçlandığını dile getirerek bu deneyimini özetliyor.
Teknoloji tarihindeki "en büyük" veya "en çok" gibi rekor arayışlarının, beklentileri karşılamayan karmaşık gerçeklerle dolu olabileceğini ve klavye tasarımının zamanla nasıl bir grafik kullanıcı arayüzüne dönüştüğünü gösteriyor.