Yazar, internetin geleceği olan IPv6'ya geçişin zorluklarını ve mekanizmalarını derinlemesine anlamak amacıyla bir hafta boyunca sadece IPv6 kullanarak deneyimlerini paylaşıyor. Makale, 25 yıldır var olmasına rağmen IPv6'nın neden hala yaygınlaşamadığını, ağ yöneticileri arasındaki yanlış algıları ve IPv4'ün adres tükenmesi sorununa geçici bir çözüm olan NAT'ın aslında bir güvenlik mekanizması olmadığını vurguluyor. Yazar, NAT'ın internet protokolünün orijinal tasarımında yer almadığını ve ağ yönlendirmede büyük sorunlara yol açtığını belirtiyor. CG-NAT gibi çözümlerin ise sadece acil durumlar için olduğunu, kalıcı çözümün IPv6'ya geçiş olduğunu savunuyor.
Deney boyunca yazar, IPv6'ya geçiş için kullanılan çeşitli mekanizmaları inceliyor. Bunlar arasında Dual Stack, Stateless IP/ICMP Translation, NAT64 ve özellikle macOS/iOS cihazlarında kullandığı 464XLAT bulunuyor. Makale, IPv6'ya geçişin sadece adres alanını genişletmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda ağ tasarımında ve yönlendirme prensiplerinde köklü bir zihniyet değişikliği gerektirdiğini açıklıyor. IPv6'nın, IPv4'ün hatalarını tekrarlamak yerine, internet protokolünün başlangıçtaki adres tükenmesi sorunları öncesi tasarlanmış davranış biçimine geri dönüşü temsil ettiğini belirtiyor. Yazar, bu deneyimle IPv6'nın pratik uygulamalarını ve geçiş mekanizmalarının nerelerde başarılı olup nerelerde yetersiz kaldığını bizzat test ederek önemli dersler çıkardığını ifade ediyor. Özellikle ev laboratuvarları için IPv6'nın sunduğu avantajlara da değiniliyor.
IPv6'ya geçişin sadece teknik bir zorunluluk değil, aynı zamanda ağ tasarımına ve internetin temel prensiplerine dair zihniyet değişikliği gerektiren kapsamlı bir dönüşüm olduğu ortaya konuyor.