Bir İç Güvenlik Bakanlığı (Department of Homeland Security) muhbiri, yaklaşık 4.500 ICE ve Sınır Devriyesi (Border Patrol) çalışanının kimliklerini sızdırdı. Bu olay, departman tarihindeki en büyük veri ihlallerinden biri olarak nitelendiriliyor. Sızıntı, geçen hafta Minneapolis'te 37 yaşındaki Renee Nicole Good'un bir ICE ajanı tarafından öldürülmesi üzerine, federal ajanların hesap verebilirliğini artırmak amacıyla oluşturulan çevrimiçi bir veritabanı olan ICE List'e personel bilgilerinin aktarılmasıyla tetiklendi.
Ulusal çapta yükselen tepkilerin bu büyük sızıntıya yol açtığı belirtiliyor. ICE List kurucusu Dominick Skinner, "Bu, ABD hükümeti içinde insanların mutlu olmadığının açık bir işareti. Good'un vurulması birçok kişi için bardağı taşıran son damla oldu" dedi. Sızdırılan bilgiler arasında yaklaşık 1.800 saha ajanı ve 150 süpervizör bulunuyor. İlk analizler, kimliği belirlenen personelin yaklaşık %80'inin hala İç Güvenlik Bakanlığı'nda çalıştığını gösteriyor.
Kamuoyunun da ajanlar hakkında otellerde ve hatta komşularından bilgi paylaştığı bildirildi. Skinner, otel personelinden notlar, bar personelinden DHS kimlikleri aldığını ve birçok kişinin komşularının ajan olduğunu söylediğini belirtti. İsimleri doğrulamak için çalıştığını ifade eden Skinner, ICE ve CBP'nin açıkça reforma ihtiyacı olduğunu ve bu kurumlarda çalışmanın ahlaki açıdan yanlış bir hareket olduğuna inandığını ekledi.
Bu sızıntı, hükümet kurumlarındaki iç memnuniyetsizliği ve hesap verebilirlik talebini gözler önüne sererek, kamu güvenliği ve bireysel gizlilik arasındaki gerilimi artırıyor.