Hürmüz Boğazı'nın kapanışının kısa süreceği yönündeki yaygın inanç, Orta Doğu'daki savaşın altıncı gününde yerini uzun süreli bir kriz olasılığına bırakıyor. Denizcilik sektörü yıllardır bu senaryoyu tartışmış, ancak boğazın uzun süre kapalı kalmasının dünya ekonomisi için kabul edilemez olduğu varsayılmıştı. Gelinen noktada ise bu varsayımın bir "hayal gücü eksikliği" olduğu ortaya çıktı. Boğazın fiilen kapanmasıyla birlikte, VLCC (Very Large Crude Carrier) endeksleri rekor seviyelere ulaşarak günlük 500.000 doların üzerine çıktı. Kızıldeniz'de Suudi ham petrolü yükleyen VLCC'ler için günlük 750.000 doları aşan anlaşmalar bile görülüyor.
Bu durum, savaş riski sigorta maliyetlerini astronomik seviyelere çıkarırken, denizciler ve gemi varlıkları için de ciddi tehlikeler yaratıyor. Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF), Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi ve Orta Doğu Körfezi'ni "Savaş Bölgesi Operasyon Alanları" olarak ilan ederek, denizcilere bu bölgelere girmeyi reddetme ve şirket masraflarıyla ülkelerine geri dönme hakkı tanıdı. Bu karar, gemi sahiplerinin ve mürettebatın güvenliğini önceliklendirmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Büyük ölçekli geçişlerin yeniden başlaması için mürettebatın bölgede seyir yapmayı kabul etmesi, gemi sahiplerinin mürettebat ve varlıklarına yönelik riski göze alması ve kiracıların yüksek navlun ile ek sigorta maliyetlerini ödemeye razı olması gerekiyor. Kızıldeniz krizinden alınan dersler, ABD ordusunun askeri müdahalelerinin ticari trafiği geri getirmekte yetersiz kaldığını göstermişti. Ticari denizcilik ekonomisinin baskılarını stratejik düzeyde anlama eksikliği, benzer bir durumun Hürmüz'de de yaşanabileceğine işaret ediyor.
Hürmüz Boğazı'nın uzun süreli kapanma ihtimali, küresel enerji tedarik zincirleri ve denizcilik ekonomisi üzerinde yıkıcı etkiler yaratabilir.