Geçtiğimiz yıl, Senatör Ron Wyden, Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper'a, Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) milyonlarca Amerikalı hakkında herhangi bir veri toplayıp toplamadığını sordu. Wyden'ın bu endişesi, istihbarat komitesi üyesi olarak gizli bilgilere erişimi olmasından ve hükümetin FISA Değişiklik Yasası ile PATRIOT Yasası'nı gizlice nasıl yorumladığını Amerikan halkının "şok edici" bulacağını belirtmesinden kaynaklanıyordu. Clapper'ın cevabı ise netti: "Hayır, efendim... bilerek değil." Ancak bu ifade doğru değildi. Yıllardır hükümetin milyonlarca sıradan Amerikalı üzerinde gözetim yaptığı biliniyordu ve Nisan ayında Yabancı İstihbarat Gözetim Mahkemesi'nin Verizon'dan tüm müşterilerinin yurt içi veya yurt dışı tüm arama kayıtlarını NSA'ya teslim etmesini emrettiği ortaya çıktı. Clapper'ın Kongre'ye verdiği ifade, basitçe gerçeği yansıtmıyordu.
Pazar günü bir televizyon programında Clapper, Kongre'ye verdiği ifade hakkında sorgulandığında, bunun "en az yanlış olan yol" olduğunu iddia etti. Bu savunma, yönetimin kelimelere sıradan insanların yorumladığından ve normalde tanımlandığından çok farklı, özel anlamlar yüklemesinden kaynaklanıyordu. Örneğin, Savunma Bakanlığı (DoD) düzenlemelerine göre, bilgi ancak "bir DoD istihbarat bileşeni çalışanı tarafından kullanılmak üzere alındığında" ve "elektronik yollarla elde edilen veriler ancak anlaşılır bir biçimde işlendiğinde 'toplanmış' sayılır." Bu, NSA'nın iletişimi veritabanında yakalayıp depolayabileceği, algoritmaların anahtar kelimeleri arayabileceği ve meta verileri analiz edebileceği, ancak bu iletişimi "toplanmış" olarak kabul etmeyebileceği anlamına geliyor. Clapper, bunu "anlamsal bir fark" olarak nitelendirerek, kendi tanımının başkalarınınkinden farklı olabileceğini savundu.
Hükümetin, gözetim faaliyetlerini gizlemek için kelime tanımlarını manipüle etmesi, şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda ciddi endişeler yaratmaktadır.