Ana Sayfa

Harold Bloom: Akademinin Dışlanan Dehası ve Edebiyat Mirası

1 dk okuma

Harold Bloom, edebiyat eleştirisi dünyasında hem hayranlık uyandıran hem de tartışmalara yol açan bir figürdü. Akademik çevrelerde adı geçtiğinde genellikle alaycı bakışlar veya küçümsemeyle karşılanan Bloom, özellikle "Shakespeare'in insanı icadı" gibi iddialı tezleriyle eleştirmenlerin hedefi olmuştur. Profesörler, öğrencilerinin onun fikirleri üzerine çalışmasını dahi ciddiye almayacaklarını belirtmişlerdir. Bloom, 1970'lerde Yale İngiliz bölümünden "boşanmasından" sonra, akademik camiadan uzaklaşarak daha geniş kitlelere hitap eden, açıklayıcı ve didaktik eserler vermeye yöneldi. The Western Canon, Shakespeare: The Invention of the Human ve Genius gibi kitapları, o dönemde büyük okuyucu kitlesine ulaşmıştır.

Bloom, Amerikan ve İngiliz edebiyat çalışmalarının durumunu sert bir şekilde eleştirmiş, dönemin moda olan eleştirel teorilerini ve tarihselcilik akımlarını "kin okulu" olarak nitelendirmiştir. Bu eleştirileri ve akademik camiayı karşısına alması, akademisyenler tarafından pek affedilmemiştir. Ancak, akademik çevrelerin dışında, edebiyata kişisel bir tutkuyla bağlı olan okuyucular arasında Bloom'a karşı sıcak duygular besleyenler oldukça fazladır. Birçok kişi, onun eserlerinin kendi edebiyat anlayışlarını derinden etkilediğini belirtir. Bu durum, akademik moda ve kişisel ilgi arasındaki ayrımı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Makale, Bloom'un yaşamının son yıllarından, yazar Joshua Cohen ile yaptığı bir röportajdan da bahsederek, onun kişisel yönüne dair bir pencere açmaktadır. Cohen'in Bloom ile olan kısa dostluğu, Pulitzer ödüllü romanı The Netanyahus'un temelini oluşturmuştur.

İçgörü

Harold Bloom'un akademik eleştirilere rağmen geniş kitlelere ulaşması ve edebiyat dünyasında bıraktığı kalıcı etki, entelektüel tartışmaların ve edebi mirasın farklı yorumlanabileceğini gösteriyor.

Kaynak