Grönland'ın Danimarka Krallığı ile olan ilişkisi, 10. yüzyılın sonlarında İzlanda'dan sürgün edilen Viking Erik the Red'in adaya yerleşmesiyle başlar. Erik, adanın güneyindeki fiyortların yeşilliğine atıfta bulunarak "Grönland" adını verdi ve bu isimle daha fazla yerleşimci çekmeyi amaçladı. Norse yerleşimleri, Norveç'ten yönetilen bir Kuzey Atlantik imparatorluğunun parçası haline geldi. Ancak 15. yüzyılın başlarında, iklim değişikliği ve Inuit halkıyla yaşanan çatışmalar gibi nedenlerle Norse yerleşimciler adadan iz bırakmadan kayboldu.
1721 yılında, Norveçli misyoner Hans Egede, Dano-Norveç krallığının desteğiyle Grönland ile yeniden temasa geçti. Egede, adaya vardığında sadece Inuit halkını buldu ve onları Hristiyanlığa dönüştürmeye odaklandı. Bu dönem, Grönland'ın sömürgeleşme sürecinin başlangıcı oldu. Danimarka-Norveç etkisi, Hollanda gibi diğer yabancı güçlerle rekabet etti ve zamanla Inuitler Hristiyanlaştırıldı, Grönland ise siyasi ve ekonomik olarak Danimarka-Norveç'e sömürge ilişkisiyle bağlandı. 1814'te Danimarka ve Norveç krallıkları ayrıldığında, Grönland Danimarka'nın kontrolünde kaldı.
Grönland'ın yüzyıllar süren sömürge geçmişinden özerkliğe uzanan yolculuğu, kendi kaderini tayin etme hakkını elde etmesiyle sonuçlanmış ve gelecekteki bağımsızlık arayışının temelini atmıştır.