Gmail uygulamasının App Store'daki boyutu 760.7 MB'a ulaşarak en şişkin uygulamalar arasında yer alıyor. Yazar, kendi kullandığı Outlook uygulamasının 428 MB'lık boyutunun bile Gmail'in yanında küçük kaldığını belirtiyor. Bu durum yeni değil; 2017'de yapılan bir rapor, iPhone uygulamalarının 2013'ten 2017'ye kadar boyutlarının giderek arttığını göstermişti. Gmail'in boyutu bu dönemde 12 MB'dan 200 MB'ın üzerine çıkmıştı. Tesla, Crypto.com ve Samsung SmartThings gibi diğer uygulamaların ise 1 GB civarında olduğu, Google Home'un 630 MB olduğu ve Microsoft uygulamalarının ortalama 330 MB civarında olduğu belirtiliyor. Genel olarak ilk 100 ücretsiz uygulamanın ortalama boyutu 280 MB iken, Gmail bu ortalamanın oldukça üzerinde.
Bu devasa boyutlar, kullanıcıların cihazlarında depolama alanı sorunlarına yol açıyor. Yazar, 128 GB'lık bir iPhone'da uygulamaların ve verilerin 70 GB, iOS'un ise 25 GB yer kapladığını, bu durumun 4K video çekmek veya yüksek kaliteli müzik depolamak için çok az alan bıraktığını vurguluyor. Depolama alanının tükenmesi cihazın yavaşlamasına, fotoğrafların buluttan yüklenmesi gerektiğine ve silinen uygulamaların tekrar indirilmesinin veri paketini zorlamasına neden oluyor. Yeni iPhone modellerinin 256 GB'dan başlaması bu sorunu bir nebze hafifletse de, yazar uygulamanın işlevselliğinin boyut artışıyla orantılı olmadığını, hatta daha yavaş çalıştığını belirtiyor. Örneğin, Microsoft Authenticator'ın sadece 6 haneli kodları göstermek için 150 MB olması anlamsız bulunuyor.
Bu sorunun sadece iOS'a özgü olup olmadığı tam olarak belli değil; ancak Android'de Gmail uygulamasının yaklaşık 185 MB olduğu gözlemlenmiş, bu da iOS'taki durumdan çok daha iyi. Yazar, Apple'ın kendi Dosyalar uygulamasının 2.6 MB iken, Microsoft'un OneDrive'ının 370 MB olmasını da karşılaştırarak, alternatif uygulamaların bile farklı boyutlarda olabileceğine dikkat çekiyor. Sonuç olarak, uygulamaların bu denli büyümesinin ardındaki nedenler ve bunun kullanıcı deneyimi üzerindeki olumsuz etkileri sorgulanıyor.
Mobil uygulamaların boyutlarındaki orantısız artış, kullanıcı deneyimini ve cihaz depolama yönetimini olumsuz etkiliyor.