Living on Earth programının 22 Kasım 1996 tarihli bölümünde, otomotiv dünyasında çığır açan bir gelişme olan General Motors'un (GM) ilk elektrikli aracı EV-1'in tanıtımı ele alındı. Detroit'in "Büyük Üçlüsü"nden çıkan bu ilk elektrikli otomobil, 5 Aralık 1996 tarihinden itibaren üç batı eyaletinde tüketicilere sunulacaktı. Ancak, aracın satışa sunulmak yerine kiralama modeliyle piyasaya sürülmesi dikkat çekti. Bu stratejinin temel nedeni, o dönemde yeni ve bilinmeyen bir teknoloji olan elektrikli araçlara yönelik tüketici endişelerini gidermekti. GM, bu yolla tüketicilerin yeni teknolojiye adaptasyonunu kolaylaştırmayı ve potansiyel risk algısını azaltmayı hedefledi.
Programda, EV-1'in üretim sürecini inceleyen "The Car That Could" adlı kitabın yazarı Michael Schnayerson ile bir söyleşi de yer aldı. Schnayerson, kitabında EV-1'in geliştirilme aşamalarını ve karşılaşılan zorlukları detaylı bir şekilde ele alıyordu. EV-1, sadece bir otomobil olmanın ötesinde, o dönemin çevresel kaygıları ve sürdürülebilir ulaşım arayışları bağlamında önemli bir adımdı. Bu araç, geleceğin elektrikli otomobil teknolojilerine zemin hazırlayan ve sektörde önemli bir dönüm noktası teşkil eden öncü bir model olarak tarihe geçti. Kiralama modeli, aynı zamanda, üreticilerin yeni ve radikal teknolojileri pazara sunarken izleyebilecekleri farklı stratejilere de bir örnek teşkil etti.
Bu bölüm, sadece EV-1'i değil, aynı zamanda William McDonough'un yeşil tasarım felsefesini, hemşirelik evlerindeki yaşam kalitesini artırma önerilerini, Afrika'daki kentleşme sorunlarını ve Şükran Günü'ne özel yerli hasat geleneklerini de içeren geniş bir yelpazede çevresel ve toplumsal konulara değindi. Ancak, EV-1'in tanıtımı, programın en çok ilgi çeken ve geleceğe yönelik vizyon sunan segmentlerinden biriydi.
Elektrikli araç teknolojisinin erken dönemlerinde, General Motors'un EV-1 ile attığı adım, hem teknolojik yenilik hem de pazar stratejisi açısından gelecekteki elektrikli otomobil gelişimine yön veren önemli bir kilometre taşı oldu.