“Vibe coding” kavramı, yazılım geliştirme dünyasında büyük tartışmalara yol açıyor; kimileri onu tüm sorunların çözümü olarak görürken, kimileri de kalitesiz kod üreteceği endişesiyle eleştiriyor. Geleneksel olarak, "iyi yapılandırılmış, temiz, modüler ve özlü" kodun savunucuları, bu niteliklerin kodun anlaşılmasını, hata ayıklamasını, genişletilmesini ve sürdürülmesini kolaylaştırdığına inanır. Ancak makale, bu tanımların tek bir ortak karşılığı olup olmadığını sorgulayarak, tüm bu hedeflerin aslında tek bir temel amaca hizmet ettiğini öne sürüyor.
Yazar, bu kodlama pratiklerinin asıl nedeninin, kod yazmanın kolay, ancak okumanın ve özellikle başkasının kodunu anlamanın zor olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Tüm bu çabalar, bir sonraki kişinin (veya altı ay sonraki kendimizin) işini kolaylaştırmak içindi. Ancak makale, "bir sonraki kişinin" artık bir insan olmak zorunda olmadığını sorguluyor. Eğer kodun hata ayıklaması, genişletilmesi ve sürdürülmesi bir bilgisayar tarafından yapılacaksa, temiz kod için öne sürülen birçok argümanın geçerliliği azalabilir. Önemli olan, iş sorununu çözmek için tutarlı bir şekilde kod ve yapılandırma üretebilmektir.
Makale, geliştiricilerin bir noktada kodu bir amaç olarak görmeye başladığını, oysa kimsenin kodun ne kadar "temiz" veya "mükemmel" olduğunu umursamadığını iddia ediyor. Müşterilerin tek önemsediği şeyin "bu benim sorunumu çözüyor mu?" sorusunun cevabı olduğunu belirtiyor. İşte bu noktada "vibe coding" devreye giriyor. Akıllı kullanıcılar, sorunlarını detaylı bir şekilde tanımlayarak karmaşık kodlama adımlarını atlayıp doğrudan çözüme ulaşabiliyorlar. Bu çözümler geleneksel anlamda "temiz kod" içermese de, aylarca sürecek süreçler yerine saatler içinde sonuç verebiliyor ve kullanıcıların daha düşük maliyetle fikirlerini deneyip yinelemelerine olanak tanıyor.
Yazılım geliştirme pratiği, kodun estetiği ve yapısından ziyade, iş problemlerini hızlı ve etkin bir şekilde çözmeye odaklanarak yapay zeka destekli araçlarla yeni bir döneme giriyor.