Ana Sayfa

FSA'nın 'Öldürülen' Fotoğrafları: Büyük Buhran'ın Gizli Boşluğu

1 dk okuma

Amerika Birleşik Devletleri Tarım Güvenliği İdaresi (FSA), Büyük Buhran döneminde çiftçilerin zorlu yaşam koşullarını belgelemek ve Amerika'yı Amerikalılara tanıtmak amacıyla kapsamlı bir fotoğraf projesi başlattı. Franklin D. Roosevelt'in Yeni Düzen politikalarının bir parçası olan bu girişim, yoksul çiftçilerin durumunu gözler önüne sermeyi ve tarım bilimi hakkında eğitim vermeyi hedefliyordu. Projenin başında yer alan Roy Emerson Stryker, çekilen yüz binlerce fotoğrafı büyük gazetelerde yayınlatmak için çaba gösterdi ve bu görüntüler, günümüzde Büyük Buhran'ın en kalıcı miraslarından biri haline geldi. Stryker'ın "Dosya" adını verdiği bu koleksiyon, kırsal yoksulluktan ütopik inşa projelerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyordu.

Ancak Stryker, bu devasa kapsamına rağmen bazı görüntüleri koleksiyona uygun bulmadı ve bunları "öldürülmüş" olarak işaretledi. Bu fotoğraflar genellikle ortalarından acımasız bir delik zımbasıyla delinerek dışarıda bırakıldı. Proje sona erdiğinde, FSA fotoğrafçıları tarafından çekilen yaklaşık 270.000 görüntünün şaşırtıcı bir şekilde 100.000'i "öldürülmüştü". Bu "öldürülmüş" negatifler arasında, öncü Siyah film yapımcısı ve fotoğrafçı Gordon Parks, II. Dünya Savaşı sırasında Japon Amerikalıların enterne edilmesini belgeleyecek olan Russell Lee ve FSA'nın ilk tam zamanlı kadın fotoğrafçısı Marion Post Wolcott gibi önemli isimlerin eserleri de bulunuyordu.

Makale, bu delinmiş arşivin ardındaki tarihi ve merkezindeki "bilinmez boşluğu" inceliyor. Stryker'ın editoryal kararları, Büyük Buhran'ın görsel anlatısını derinden etkilemiş, bazı perspektiflerin korunurken bazılarının ise tarihin tozlu raflarına kaldırılmasına neden olmuştur. Bu "öldürülmüş" fotoğraflar, sadece kaybolan görüntüler değil, aynı zamanda o döneme dair potansiyel olarak farklı bir anlayışın da sembolüdür. Yazar, ilk karşılaştığı delinmiş negatifin, çevresel felaketin ortasındaki o boşluğun hafızasında nasıl yer ettiğini vurgulayarak, bu boşluğun temsil ettiği kaybolmuş hikayelere dikkat çekiyor.

İçgörü

Tarihi kayıtların ve görsel anlatıların, arşivcilerin ve editörlerin kararlarıyla nasıl şekillendiğini ve nelerin bilinçli olarak dışarıda bırakıldığını gözler önüne seriyor.

Kaynak