2012'deki South by Southwest (SXSW) teknoloji konferansında büyük yankı uyandıran bir pazarlama deneyi, yerel evsizleri mobil Wi-Fi hotspot olarak kullanmayı içeriyordu. BBH Labs adlı uluslararası pazarlama ajansının inovasyon birimi, 13 evsiz gönüllüyü mobil Wi-Fi cihazları, kartvizitler ve üzerlerinde isimleri yazan tişörtlerle donattı. "Ben Clarence, bir 4G Hotspot'um" gibi ifadelerle, konferans katılımcılarına internet erişimi sunarak bağış toplamaları hedeflendi. Katılımcılara günlük 20 dolar ödeme yapıldı ve topladıkları bağışlar da kendilerine kaldı. Projenin amacı, konferans alanında sıklıkla aşırı yüklenen hücresel ağlara alternatif sunarken, evsizler için bir gelir kapısı yaratmaktı.
Ancak "Homeless Hotspots" adı verilen bu "yardımsever deney" kısa sürede büyük eleştirilere yol açtı. Birçok kişi, evsiz insanları kablosuz yayın kulelerine dönüştürmenin sömürücü ve rahatsız edici olduğunu savundu. Wired blog yazarı Tim Carmody, projeyi "tamamen sorunlu" ve "karanlık bir bilim kurgu distopyasından fırlamış gibi" olarak nitelendirdi. BBH Labs, eleştiriler karşısında kendini savunarak, projenin evsizlerin topluma dahil olmaları ve hikayelerini anlatmaları için bir yol olduğunu belirtti. Proje yöneticisi Saneel Radia, bunu evsizlerin sattığı sokak gazetelerine benzeterek farkındalık yaratmayı amaçladıklarını ifade etti.
Projeye ev sahipliği yapan barınak Front Steps'in geliştirme direktörü Mitchell Gibbs ise eleştirilere şaşırdığını ve projenin katılımcılar arasında "girişimci bir ruh" uyandırdığını söyledi. Gibbs, bunun bir istihdam fırsatı olduğunu vurguladı. Projeye katılan evsiz gönüllülerin de durumdan rahatsız görünmediği belirtildi. Bu olay, teknoloji ve sosyal sorumluluk arasındaki etik sınırları ve pazarlama stratejilerinin toplumsal etkilerini yoğun bir şekilde tartışmaya açtı.
Teknoloji ve pazarlama dünyasının sosyal sorumluluk adı altında gerçekleştirdiği bu tartışmalı deney, etik sınırları ve insan onurunu sorgulatan önemli bir tartışmayı tetikledi.