Makale, "Ekonomi" kavramını, sağlığı veya hastalığı hepimizin kaderini belirleyen mistik, serbest yüzen bir varlık olarak eleştiriyor. Bu "Ekonomi"yi ölçtüğünü iddia eden bir "ekonomik rahiplik"ten ve karmaşık matematik kullanarak ekonominin seyrini değiştirebileceğini öne sürenlerden bahsediyor. Özellikle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) gibi yanıltıcı derecede kesin görünen istatistiklerin eleştirisi yapılıyor. GSYİH'nin, ortalama bir çalışanın refahını yansıtmadığı, aksine kiraların artması veya maaşların düşmesi gibi durumlarda bile artış gösterebildiği belirtiliyor. Yazar, GSYİH'nin aslında "Epstein sınıfı" olarak adlandırdığı zenginlerin daha iyi duruma gelmesini sağlayan "Ekonomi"nin bir ölçütü olduğunu savunuyor. Peki ya GSYİH'deki felaket niteliğindeki çöküşlerden para kazanmanın bir yolu olsaydı? Zenginler sadece "sayılar yükseldiğinde" değil, aynı zamanda "sayılar dibe vurduğunda" da kazansaydı? Makale, Jeffrey Epstein ve Peter Thiel arasındaki bir e-posta alışverişine dikkat çekiyor. Brexit sonrası 2016 tarihli bu e-postada Epstein, "küreselleşmenin tersine, kabileciliğe dönüş" ve "çökmekte olan şeyleri bulmanın, bir sonraki fırsatı bulmaktan çok daha kolay olduğu" fikrini dile getiriyor. Bu durum, Naomi Klein'ın "felaket kapitalizmi" olarak adlandırdığı kavramın mükemmel bir örneği olarak sunuluyor. 2008 krizinden bu yana norm haline gelen felaket kapitalizmi, bankaların kamu kurtarma paketleriyle kurtarılırken, milyonlarca ipotek sahibinin evlerinden çıkarılarak bankalar için "pist temizlendiği" bir düzeni ifade ediyor. Bu sistemde, sıradan insanların tek önemli varlıkları olan evleri "sıkıntılı varlıklara" dönüşerek zenginlerin satın alabileceği hale geliyor. Makale, bu durumun, zenginlerin krizlerden nasıl kâr elde ettiğini ve ekonomik çöküşlerin aslında belirli bir sınıf için bir fırsat penceresi sunduğunu vurguluyor.
Makale, ekonomik göstergelerin yanıltıcı doğasını ve zenginlerin (Epstein sınıfı) ekonomik çöküşlerden nasıl kâr elde ettiğini, bu durumu "felaket kapitalizmi" olarak adlandırarak eleştirel bir bakış açısı sunuyor.