IRCD topluluğunda uzun süredir devam eden bir tartışma, ağ performansı için kqueue ve epoll sistem çağrılarının karşılaştırılmasıdır. Genellikle BSD'nin kqueue sayesinde ağ iletişimi için daha iyi olduğu, Linux'taki epoll'un ise bu seviyeye yaklaşamadığı düşünülür. Ancak makale, epoll'un "yaklaşmamasının" aslında daha esnek ve birleştirilebilir bir tasarıma yol açan bir özellik olduğunu savunarak bu yaygın kanıya meydan okuyor.
Tarihsel olarak, çoğu daemon gibi IRCD'ler de başlangıçta soketlerin hazır olup olmadığını kontrol etmek için select sistem çağrısını kullanıyordu. select, üç bitmap setiyle çalışır ancak FD_SETSIZE ile sınırlı olması nedeniyle ölçeklenebilirlik sorunları yaşar. Bu eksiklikler nedeniyle AT&T, System V UNIX'te poll sistem çağrısını tanıttı. poll, struct pollfd dizisi kullanarak her soketin durumunu günceller ve select'e göre çok daha verimlidir, ancak o da belirli bir sayıda soketten sonra ciddi ölçeklenebilirlik sorunları yaşamaya başlar (C1K ve C10K problemleri).
2000 yılında FreeBSD'ye Jonathan Lemon tarafından kqueue dahil edildi ve kısa sürede diğer BSD türevlerine de yayıldı. kqueue, çekirdek destekli bir olay bildirim sistemidir ve kqueue ile kevent olmak üzere iki sistem çağrısı kullanır. Makale, kqueue'un "teknik borç dağları" yarattığını ve epoll'un "işleyici merkezli" (handle-centric) tasarımına kıyasla "filtre merkezli" (filter-centric) tasarımının uzun vadede daha az esneklik sunduğunu iddia ediyor. Bu, sistem programlama yaklaşımları ve modern ağ uygulamalarının gereksinimleri açısından önemli bir bakış açısı sunuyor.
Makale, yaygın kanının aksine, epoll'un kqueue'dan daha esnek ve modern sistem programlama ihtiyaçlarına daha uygun bir tasarım sunduğunu ileri sürerek, sistem API'lerinin uzun vadeli etkileri üzerine önemli bir tartışma başlatıyor.