Yazar, 10 yıldır üretim ortamında Docker Swarm kullandığını ve bu süre zarfında sıfır çökme, düşük maliyet (yılda 166 dolar) ve iki kıtada 24 konteyner ile başarılı bir şekilde çalıştığını belirtiyor. Sektördeki genel kanının aksine, Swarm'ın "ölü" olmadığını ve çoğu ihtiyacı karşıladığını savunuyor. Makale, geliştiricilerin gereksiz karmaşıklığa itildiğini ve bu durumdan fayda sağlayan kişilerin etkisi altında kaldığını vurguluyor.
Makale, Kubernetes'in gerçek sorunları sadece %1'lik bir kesim için çözdüğünü, geri kalan %99'un ise hiç kullanmadıkları yetenekler için büyük bir karmaşıklık bedeli ödediğini iddia ediyor. Kubernetes'in sağladığı CPU'nun %87'sinin boşta kaldığına dikkat çekiliyor. Yazar, Kubernetes'in tek gerçek avantajının otomatik ölçeklendirme olduğunu, ancak K8s kullanıcılarının yarısının bile bu özelliği kullanmadığını belirtiyor. Makalede, Kubernetes'in HPA'sından daha akıllı bir otomatik ölçeklendirme betiği ve YAML karşılaştırmaları (27 satıra karşı 170+ satır) sunuluyor.
Yazar, Swarm'ın dahili update_config ve rollback_config özellikleriyle kesintisiz dağıtımlar ve otomatik geri dönüşler sağladığını, karmaşık blue-green dağıtım araçlarına veya Argo Rollouts gibi çözümlere ihtiyaç duymadığını vurguluyor. Kendi platformunu iki adet yıllık 83 dolarlık VPS örneğinde çalıştıracak kadar optimize ettiğini ve geliştiricilerin, karmaşıklıktan fayda sağlayan kişiler tarafından gereksiz yere karmaşık sistemlere yönlendirilmesinden rahatsız olduğunu ifade ediyor. Kubernetes'in kötü bir sistem olmadığını, Google ölçeğindeki sorunlar için tasarlandığını kabul ediyor, ancak çoğu ekibin bu ölçekte ihtiyaçları olmadığını belirtiyor.
Çoğu şirket için Docker Swarm'ın Kubernetes'e göre daha basit, uygun maliyetli ve yeterli bir konteyner orkestrasyon çözümü olabileceği yönündeki yaygın kanıyı sorguluyor.