ABD'deki modern sivil haklar hareketini ateşlemeye yardımcı olan ancak sıkça göz ardı edilen bir öncü olan Claudette Colvin, 86 yaşında hayatını kaybetti. Colvin, 2 Mart 1955'te, 15 yaşındayken, Montgomery'de ayrımcılık uygulanan bir otobüste beyaz bir kadına yerini vermeyi reddettiği için tutuklandı. Bu olay, Rosa Parks'ın dokuz ay sonra benzer bir eylemle uluslararası şöhret kazanmasından önce gerçekleşti. Colvin, "Tarih beni koltuğa yapıştırmıştı" diyerek direnişinin ardındaki motivasyonu açıklamıştı.
Colvin'in tutuklanması, Montgomery'deki otobüs sisteminde Siyah insanlara yönelik muameleye karşı artan hayal kırıklığının yaşandığı bir döneme denk geldi. Kısa bir süre kamu düzenini bozmaktan hapsedildikten sonra, ertesi yıl Montgomery'deki ayrımcılık uygulanan otobüs koltuk düzenine itiraz eden bir davanın dört Siyah kadın davacısından biri oldu. Bu dava başarıyla sonuçlandı ve ABD genelindeki trenler, uçaklar ve taksiler dahil olmak üzere toplu taşımayı etkileyerek ayrımcılığın sona ermesine yardımcı oldu.
Montgomery Belediye Başkanı Steven Reed, Colvin'in eyleminin "Amerika'yı değiştirecek hareketin yasal ve ahlaki temelini atmaya yardımcı olduğunu" belirtti. Reed ayrıca, Colvin'in cesaretinin "çok sık göz ardı edildiğini" vurguladı. Colvin'in hayatı, hareketlerin sadece en bilinen isimler tarafından değil, aynı zamanda cesaretlerini erken, sessizce ve büyük kişisel bedellerle gösterenler tarafından da inşa edildiğini hatırlatıyor. Mirası, Amerikan tarihinde cesaretin ve değişimin güçlü bir sembolü olarak kalmaya devam edecek.
ABD sivil haklar hareketinin az bilinen ancak kritik öncülerinden Claudette Colvin'in vefatı, onun ayrımcılığa karşı mücadelesinin ve hukuki zaferinin ülkenin toplumsal dönüşümündeki derin etkisini bir kez daha gündeme getiriyor.