John Gruber, "Let's Call a Murder a Murder" başlıklı makalesinde, Minneapolis'te 37 yaşındaki Renee Good'un bir ICE ajanı Jonathan Ross tarafından haksız yere öldürülmesini ele alıyor. New York Times'ın olayı üç farklı açıdan, kare kare analiz ettiğini belirten Gruber, ajanın eylemlerinin hiçbir haklı gerekçesi olmadığını vurguluyor. Başkan Trump ve Kristi Noem gibi yetkililerin, olayı ajanın meşru müdafaası veya Good'un "iç terör eylemi" olarak gösterme çabalarını "saçma" buluyor ve bu söylemlerin göz göre göre yaşanan gerçeği çarpıtmaya çalıştığını belirtiyor. Gruber, George Orwell'ın "Parti size gözlerinizin ve kulaklarınızın kanıtını reddetmenizi söyledi. Bu onların son, en temel emriydi" sözlerine atıfta bulunarak, bu cinayetin apaçık ortada olduğunu ve gerçeğin inkar edilemez olduğunu ifade ediyor.
Makale, olayın ana görüntülerinin görgü tanığı Caitlin Callenson tarafından çekildiğini ve bu görüntülerin Good'un vurulma anını açıkça gösterdiğini belirtiyor. Gruber, Callenson'ın, ajanın üç el ateş etmesinden sonra bile olay yerinde kalarak çekime devam etme cesaretini takdir ediyor. Bu durumun ne kadar zorlu bir karar olduğunu vurgulayan Gruber, kendisinin aynı cesareti gösterip gösteremeyeceğinden emin olmadığını itiraf ediyor. Böyle bir durumda, ajans görevlilerinin öfkeli, korkmuş ve kontrol dışı olabileceğini, kameralı kişilerin hedef haline gelebileceğini düşüneceğini belirtiyor. Callenson'ın bu tehlikeye rağmen çekime devam etmesinin, gerçeğin belgelenmesi açısından paha biçilmez bir katkı olduğunu dile getiriyor.
Hükümetin yanlış bilgilendirme çabalarına rağmen, görgü tanığı kanıtlarının ve bağımsız medyanın gerçeği ortaya çıkarma gücünü göstermektedir.