Ana Sayfa

Çin'de Güneş Enerjisi Kapasitesi Kömürü Geride Bırakıyor

1 dk okuma

Çin, bu yıl ilk kez güneş enerjisi kapasitesinin kömür kapasitesini geride bırakmasına tanık olacak. Çin Elektrik Konseyi'nin son tahminlerine göre, 2026 yılı sonuna kadar rüzgar ve güneş enerjisi, ülkenin toplam enerji kapasitesinin yaklaşık yarısını oluşturacak. Hidroelektrik ve nükleer enerjinin de dahil edilmesiyle, temiz enerji toplam kapasitenin neredeyse üçte ikisine ulaşırken, kömürün payı üçte birde kalacak. Bu gelişme, Çin'in enerji üretimindeki köklü değişimi gözler önüne seriyor ve küresel enerji dönüşümü için önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

Ancak, kapasite bir santralin üretebileceği maksimum elektrik miktarını ifade ederken, kömür santralleri rüzgar veya güneş santrallerine göre maksimum kapasitelerine daha yakın çalışır. Bu nedenle, kömür kapasitesi yenilenebilir enerji kapasitesinin gerisinde kalsa da, Çin'de üretilen tüm enerjinin yaklaşık yarısını hala kömür sağlıyor. Buna rağmen, bu durum değişmeye başlıyor. Yıllarca yenilenebilir ve fosil yakıtlı enerji santrallerini paralel olarak inşa eden Çin, artık güneş ve rüzgar enerjisiyle sadece kömürü desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda onun yerini alıyor. Ucuz güneş ve rüzgar enerjisiyle rekabet eden kömür santrallerinin büyük bir kısmı şu anda zararına faaliyet gösteriyor.

Yeni hükümet yönergeleri uyarınca, kömürün rolü daha sınırlı hale gelecek. Kömür jeneratörleri giderek artan bir şekilde, ani güç talebi artışlarını veya rüzgar ve güneş enerjisi arzındaki boşlukları karşılayan "peaker" santraller olarak işlev görecek. Paradoksal olarak, kömürün yaklaşan düşüşü, yeni santral inşa etme yarışını tetikledi. Analist Lauri Myllyvirta'ya göre, Çin şu anda bir yol ayrımında: ya kömür santrali inşaatına fren koyup eski santralleri kapatacak ya da temiz enerji genişlemesini yavaşlatacak. Bu karar, Çinli politika yapıcıların önümüzdeki bir iki yıl içinde vermesi gereken kritik bir tercih olacak.

İçgörü

Çin'in enerji dönüşümündeki bu dönüm noktası, küresel iklim hedefleri ve enerji piyasaları üzerinde önemli etkiler yaratacaktır.

Kaynak