Lagos gibi hızla büyüyen şehirlerde temel hizmetlerin (elektrik gibi) ve altyapının yetersizliği büyük sorunlara yol açıyor. 14 milyondan fazla nüfusa sahip ve Afrika'nın en büyük ekonomilerinden biri olan Lagos'ta bile, elektrik kesintileri ve yolsuzluk gibi nedenlerle altyapı hizmetleri güvenilir değil. Bu durum, gelişmekte olan dünyadaki birçok şehirde gözlemleniyor; yeni sakinler, onları yeterince karşılayacak ne altyapıya ne de kurumlara sahip olmayan şehirlere akın ediyor. Urban teorisyen Mike Davis'in "Planet of Slums" kitabında belirttiği gibi, bu şehirlerde yaşayan milyarlarca insan sel basmış sokaklar, kötü havalandırma, yetersiz atık yönetimi ve temel hizmet eksikliği gibi zorlu koşullarla karşı karşıya kalıyor.
Yetersiz altyapı, yaşamı tehlikeli hale getiriyor; sanitasyon ve sağlık hizmetlerine erişim eksikliği yüksek bebek ve anne ölümlerine neden olurken, başka yerlerde geçmişte kalmış bulaşıcı hastalıklar yaygınlaşıyor. Tüm bu zorluklara rağmen, gelişmekte olan ülkelerdeki insanlar şehirlerin sunduğu ekonomik fırsatları aramaya devam ediyor. Bu durum, daha iyi bir yaşam arayan bireylerin sadece ekonomik fırsatlara değil, aynı zamanda istikrarlı yönetime ve güvenilir kurumlara erişebilmesi için farklı bir yol olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Makale, bu sorunlara olası bir çözüm olarak "charter şehirleri" kavramını inceliyor. Gelişmekte olan ülkelerde, bazen neredeyse sıfırdan inşa edilen bu şehirler, mevcut şehirleri reforme etmek veya üzerine inşa etmek yerine, kendi ekonomik düzenlemeleri ve yasaları olan yeni yapılar olarak öne çıkıyor. Özel sermaye tarafından desteklenen ve gelişmekte olan ekonomilere ekonomik büyüme getirmeye odaklanan charter şehirler, destekçileri tarafından daha istikrarlı kurumlar ve gelişmiş yönetim için zemin hazırlamanın teorik bir yolu olarak görülüyor.
Gelişmekte olan ülkelerdeki altyapı ve yönetim sorunlarına, sıfırdan inşa edilen ve kendi kurallarıyla işleyen özel destekli şehirler aracılığıyla yenilikçi bir çözüm sunuluyor.