Ana içeriğe geç
Bilim

Cehalete başvuru safsatası karşıt kanıt eksikliğini doğru kabul ediyor

Öne çıkanlar

  • Kavram, aksini gösteren bir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle iddiaları doğru ya da yanlış sayıyor.
  • John Locke tarafından 17. yüzyılın sonlarında tanımlanan terim, ispat yükünü yer değiştiriyor.
  • Hukuktaki masumiyet karinesi, bu mantıksal yapının safsata sayılmadığı nadir istisnalardan biridir.

Cehalete başvuru veya Latince adıyla argumentum ad ignorantiam, bir iddianın aksini gösteren kanıt bulunmadığı gerekçesiyle doğru ya da yanlış ilan edildiği biçimsel olmayan bir mantık hatasını tanımlıyor. Kavram, bir önermenin henüz yanlışlanamadığı için doğru olduğunu veya henüz kanıtlanamadığı için yanlış olduğunu öne sürme mantığına dayanıyor. Mantık kurallarına göre bir iddia için iki yönde de kanıt sunulmadığında önerme yalnızca kanıtlanmamış, karara bağlanmamış veya açık bir varsayım olarak değerlendiriliyor.

Felsefe tarihinde terimin ilk olarak 17. yüzyılın sonlarında filozof John Locke tarafından ortaya atıldığı kabul ediliyor. Tartışmalarda bu yönteme başvurmak çoğunlukla ispat yükünü haksız biçimde karşı tarafa aktarma çabası olarak görülüyor. Buna karşın hukuk alanındaki masumiyet karinesi gibi istisnai durumlarda mantık yapısı meşru sayılıyor. Sanığın suçlu olduğunun kanıtlanamaması, yasal düzlemde suçsuz kabul edilmesi sonucunu doğuruyor ve bu yaklaşım safsata kabul edilmiyor.

Bilim dünyasında ise kanıt yokluğunun yokluğun kanıtı sayılamayacağı ilkesi bu safsatanın panzehiri olarak vurgulanıyor. Örneğin bilim insanı Carl Sagan, Dünya dışı yaşama dair kesin kanıt bulunmamasının uzaylıların varlığını kesin biçimde doğrulamayacağını veya yanlışlamayacağını aktarıyor. Öte yandan bilimsel araştırmalarda yapılan sistematik aramaların boş çıkması anlamına gelen sıfır sonuç kavramı, belirli koşullarda yokluğun geçerli bir kanıtı olarak kabul edilebiliyor.

Kaynak

Bu özet yapay zekâ ile hazırlanmıştır; ayrıntılar ve doğrulama için orijinal kaynağa başvurun.