Başbakan Mark Carney, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı güçlü konuşmada, "yeni dünya düzeni" ve Kanada gibi orta güçlerin işbirliği yaparak nasıl fayda sağlayabileceği üzerine odaklandı. Konuşma, Rusya, Çin ve ABD gibi büyük güçler arasındaki artan jeopolitik gerilimler ve ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefiklerini tehdit etmesi gibi olayların gölgesinde gerçekleşti. Carney, kurallara dayalı uluslararası düzenin zayıfladığını ve "güçlünün istediğini yapıp, zayıfın katlanmak zorunda kaldığı" bir döneme girildiğini belirtti.
Carney, Çek muhalif Václav Havel'in "Güçsüzlerin Gücü" adlı makalesine atıfta bulunarak, komünist sistemin nasıl ayakta kaldığını sorguladı. Havel, bir manavın inanmadığı halde "Dünya İşçileri Birleşin" pankartını asmasını örnek göstererek, sistemin yalnızca şiddetle değil, insanların özelde yanlış olduğunu bildikleri ritüellere katılmasıyla sürdüğünü açıkladı. Carney, bunu "yalan içinde yaşamak" olarak tanımladı ve sistemin gücünün gerçeğinden değil, herkesin sanki doğruymuş gibi davranmaya istekli olmasından geldiğini vurguladı. Bu davranışın sona ermesiyle illüzyonun çatlamaya başlayacağını belirtti.
Konuşmasında, on yıllardır Kanada gibi ülkelerin kurallara dayalı uluslararası düzenden faydalandığını, ancak bu düzenin kısmen bir kurgu olduğunu, güçlülerin işlerine geldiğinde kuralları çiğnediğini ve uluslararası hukukun farklı standartlarda uygulandığını kabul etti. Carney, şirketlerin ve ülkelerin "pankartlarını indirme" zamanının geldiğini, yani bu yanılsamalı duruma son vermeleri gerektiğini savundu. Orta güçlerin bir araya gelerek kendi çıkarlarını ve değerlerini koruma potansiyeline dikkat çekti.
Mark Carney'nin konuşması, uluslararası ilişkilerde değişen dinamikleri ve orta ölçekli güçlerin bu yeni düzende nasıl bir yol izlemesi gerektiğine dair önemli bir perspektif sunuyor.