Bill Gates'in Microsoft'u yönetme tarzı, yaygın inanışın aksine mikro yönetimden uzaktı. Şirketin 8-bit BASIC'ten 16-bit MS-DOS ve ardından 16-bit Windows dönemine hızla geçişi ve Win32 çağına yaklaşması gibi teknolojik dönüşümler, tek bir kişinin her detayı kontrol etmesini imkansız kılıyordu. 1993'te, 38 yaşındayken, Bill Gates Microsoft'u küresel ölçekte yönetiyordu ve bu, endüstriyel çağın CEO'larıyla kıyaslanabilecek bir liderlikti. Microsoft'un bu denli büyümesinin ardında, her şeyin Bill Gates üzerinden geçtiği merkezi bir sistem yerine, çalışanların yetkilendirildiği ve üst düzeyde ürün odaklı derin tartışmaların yapıldığı bir organizasyon yapısı yatıyordu. Bu, Bill Gates'in Microsoft'a sunduğu önemli bir liderlik armağanıydı.
Bill Gates, ürün gruplarıyla etkileşimlerini belirleyen, yazılı olmayan bir dizi ilke geliştirmişti. Efsanevi, zorlayıcı ve hatta bazen hakaret içeren Bill Gates incelemeleri, ara sıra yaşanan duygusal patlamalar dışında, büyük ölçüde geçmişte kalmıştı. 2006'da tam zamanlı Microsoft görevinden tam zamanlı hayırseverliğe geçiş niyetini açıkladığında, birçok muhabir, Microsoft'un onun teknik strateji koordinasyonu ve denetimi olmadan nasıl devam edeceğini sorarak onu şaşırtmıştı. Ancak 90'ların başlarında bile, en derin ve zorlu teknoloji stratejisi sorularının zirvesinde olduğu dönemlerde bile, zamanının büyük kısmını ürün geliştirme mikro yönetimine ayırmamıştı. Ürünlerle epey zaman geçirse de, çok fazla ürün ve farklı geliştirme aşamaları olduğu için hepsini mikro yönetmesi mümkün değildi. Bu yaklaşım, Steve Jobs'ın benimsediği yaklaşımdan birçok yönden farklıydı; her ikisi de zorlayıcı etkileşimleriyle tanınsalar da. İkisi arasındaki en belirgin fark, Microsoft'un ürün yelpazesinin genişliği ve farklı pazar temas noktalarıydı. Bill Gates'in liderliği, Microsoft'un devasa ölçeğine rağmen çevik kalmasını ve sürekli değişen teknoloji ortamına adapte olmasını sağlayan, merkeziyetçi olmayan bir yönetim modelini temsil ediyordu.
Bill Gates'in Microsoft'u küresel bir dev haline getirirken uyguladığı merkeziyetçi olmayan ve yetki devrine dayalı yönetim felsefesini ortaya koyuyor.