Ana Sayfa

Bellevue'ye Dönüş: Bir Hastanenin Gölgesinde İki Trajedi

1 dk okuma

Makale, yazarın 94 yaşındaki annesinin geçirdiği felç sonrası New York'taki Bellevue Hastanesi'ne kaldırılmasıyla tetiklenen derin kişisel anıları konu alıyor. Yazar, annesinin mutfakta düşüp kafasını çatlatması ve hastaneye kaldırılması haberini aldığında, bu durumun kendisini yaklaşık elli yıl önceki bir başka aile trajedisine geri götürdüğünü anlatıyor. 1977 yılında, henüz 19 yaşındayken, babasının aynı hastanede kanserden ölümüyle geçen iki haftayı bir kabus olarak hatırlıyor. Babasının morgdaki cansız bedeninin görüntüsü, Bellevue'yü yazar için somutlaşmış bir kabusa dönüştürmüş ve yıllarca bu hastaneden uzak durmaya çalışmıştır. Ancak şimdi, annesinin durumu nedeniyle, Bellevue onu tekrar içine çekmektedir.

Yazar, Bellevue'nün kendisi için bir "kabusun içindeki kabus" olduğunu vurguluyor. Makale, hastanenin zengin ve karmaşık tarihine de değiniyor. 1736'da New York'un ilk daimi düşkünler evi olarak açılan Bellevue, Amerika'nın en eski ve en büyük kamu hastanelerinden biridir. Tıp alanında birçok ilke imza atmış, ülkenin ilk çocuk kliniği, ilk acil servis merkezi ve ilk ciddi hemşirelik okuluna ev sahipliği yapmıştır. Şehrin büyüyen göçmen nüfusuna hizmet etmesi ve çeşitli hastalıklarla karşılaşması nedeniyle ülkenin en iyi doktorlarını ve tıp öğrencilerini kendine çekmiştir. Ancak 1879'da akıl hastaları için bir pavyon açması, adını "tımarhane" ile eş anlamlı hale getirmiştir. Bu tarihsel arka plan, yazarın hastaneye yönelik kişisel travmasıyla iç içe geçerek, mekanın hem iyileşme hem de acı dolu anılarla dolu çok katmanlı bir sembol olduğunu ortaya koymaktadır.

İçgörü

Makale, bir mekanın kişisel ve kolektif hafızada nasıl travmatik anılarla iç içe geçebileceğini ve geçmişin gölgesinin güncel olaylarla nasıl yeniden canlanabileceğini etkileyici bir şekilde gösteriyor.

Kaynak