Ana Sayfa

Macar Sinemasının Usta Yönetmeni Béla Tarr Hayatını Kaybetti

1 dk okuma

Macar sinemasının kendine özgü ve uluslararası alanda tanınan yönetmenlerinden Béla Tarr, 70 yaşında hayatını kaybetti. Sátántangó, Werckmeister Harmonies ve The Man from London gibi uzun, zorlayıcı ve görsel açıdan büyüleyici filmleriyle bilinen Tarr'ın vefatı, Macar Film Sanatçıları Derneği tarafından "uzun ve ciddi bir hastalığın ardından" gerçekleştiği duyuruldu. 1990'lar ve 2000'lerde filmlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasıyla uluslararası ün kazanan Tarr, özellikle yedi buçuk saatlik Sátántangó gibi eserlerinin aşırı uzunluğu ve Orta Avrupa'nın melankolik, siyah-beyaz atmosferini yansıtmasıyla dikkat çekti.

Ancak Tarr, 2011'de aktif yönetmenlikten emekli olduktan sonra 2024'te Guardian'a verdiği bir röportajda, filmlerinin yanlış anlaşıldığını belirtmişti. "Benim görüşüme göre biz komediler yapıyorduk. Çok gülebilirsiniz" diyen Tarr, filmlerinin karamsar olmadığını vurgulamıştı. Amacının, izleyicilerin filmlerinden sonra daha güçlü hissetmelerini sağlamak olduğunu ifade etmişti. Gus Van Sant ve László Nemes gibi farklı yönetmenleri etkileyen Tarr, birçok filmini partneri Ágnes Hranitzky ile işbirliği içinde çekti. Hranitzky, Werckmeister Harmonies'ten itibaren filmlerinde yardımcı yönetmen olarak da anıldı.

Avrupa Film Akademisi'nin eski başkanı Mike Downey, Tarr'ın vefatını "Sinema gerçek kahramanlarından birini kaybetti. Çağımızın en istisnai seslerinden biri aramızdan ayrıldı" sözleriyle değerlendirdi. 1955'te Budapeşte'de doğan Tarr, çocuk oyuncu olarak başladığı sanat hayatına, gençlik yıllarında 8mm kısa belgeseller çekerek devam etti. İlk uzun metrajlı filmi olan, Macaristan'daki konut sıkıntısını ele alan realist drama Family Nest'i 1979'da yönetti. Tarr'ın sinema dili, 1988'de László Krasznahorkai ile birlikte yazdığı Damnation senaryosuyla belirgin bir değişime uğradı ve ardından Krasznahorkai'nin romanından uyarladığı Sátántangó ile bu özgün tarzını pekiştirdi.

İçgörü

Béla Tarr'ın vefatı, sinema dünyasında derin bir boşluk yaratırken, özgün ve düşündürücü eserleriyle bıraktığı mirasın değeri bir kez daha anlaşıldı.

Kaynak