İnternetin aniden durduğunu hayal edin: Ödeme sistemleri çöker, sağlık hizmetleri durur, iş yazılımları ve içerdiği tüm bilgiler kaybolur. Sosyal medya platformları çalışmadığı için iletişim kurmak zorlaşır. Bu, sadece teknik bir arıza değil, aynı zamanda jeopolitik bir risk de taşıyor. ABD hükümetinin artan talepleri karşısında Avrupa'nın ABD firmalarının sağladığı dijital altyapıya erişimini kaybetme olasılığı bulunuyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda Avrupa'nın teknolojik kapasite ve güvenlik dahil olmak üzere "yeni bir bağımsızlık biçimi inşa etme" zorunluluğunu vurguladı. Dünya genelindeki bulut bilişim altyapısının büyük bir kısmı Amazon Web Services (AWS), Microsoft Azure ve Google Cloud gibi ABD merkezli şirketler tarafından kontrol ediliyor; Avrupa pazarının yaklaşık %70'ine sahipler. Bu bağımlılık, teknik sorunlar, jeopolitik anlaşmazlıklar veya kötü niyetli faaliyetler nedeniyle bulut bilişim kesintisi riskini artırıyor. Ekim 2025'teki AWS olayı ve iki ay sonraki Cloudflare olayı gibi yakın tarihli örnekler, bu bağımlılığın küresel hizmetler üzerindeki yıkıcı etkisini gösterdi. Ayrıca, İspanya, Portekiz ve Fransa'nın bir kısmında yaşanan büyük elektrik kesintisi, bulut hizmetlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu.
Avrupa, dijital bağımsızlık ihtiyacını daha ciddiye almaya başlıyor. İsveç'in Helsingborg şehrinde yürütülen bir yıllık proje, dijital bir karartma senaryosunda kamu hizmetlerinin nasıl işleyeceğini test ediyor. Bu öncü proje, teknik hizmetlerin çökmesinin yaratacağı insani, teknik ve hukuki zorlukların tüm yelpazesini niceliksel olarak belirlemeyi amaçlıyor.
Avrupa'nın dijital altyapıda ABD teknoloji devlerine olan aşırı bağımlılığı, kıtayı hem teknik arızalara hem de jeopolitik risklere karşı savunmasız bırakıyor.