İnsan vücudu, gözleri kapalıyken bile uzuvlarının konumunu, hızını ve torkunu doğru bir şekilde algılama yeteneğine sahiptir. Propriyosepsiyon olarak bilinen bu duyu, insanların vücut hareketlerini hassas bir şekilde kontrol etmelerini sağlar. Bu kritik yetenek sayesinde, bir nesneyi tutarken ne kadar güç uygulayacağımızı veya bir merdiveni çıkarken bacaklarımızın nerede olduğunu düşünmeden biliriz. Bu, günlük yaşamdaki karmaşık hareketlerin doğal ve akıcı bir şekilde gerçekleştirilmesinin temelini oluşturur.
Günümüzdeki geleneksel protez uzuvlar, sinir sistemine herhangi bir geri bildirim sağlamaz. Bu durum, uzuvları ampute edilmiş kişilerin protez eklemlerinin konumunu, hızını ve torkunu bakmadan hissedememelerine yol açar. Bu geri bildirim eksikliği, protezlerin kontrolünü zorlaştırır ve kullanıcıların doğal hareket yeteneklerini kısıtlar. Örneğin, bir protez elin ne kadar sıkı kapandığını hissetmeden bir bardağı tutmak veya protez bir bacağın zemine ne kadar baskı uyguladığını bilmeden yürümek, hem güvenlik hem de konfor açısından büyük zorluklar yaratır. Bu eksiklik, protez kullanıcılarının günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler.
Daha eksiksiz bir protez kontrol deneyimi yaratmak amacıyla, MIT Media Lab'daki araştırmacılar agonist-antagonist myoneural interface (AMI) adını verdikleri bir yöntem geliştirdi. AMI, ampute edilmiş kişilere propriyosepsiyonu geri kazandırmayı hedefleyen yenilikçi bir arayüzdür. Bu teknoloji, kasların doğal agonist-antagonist çiftler halinde çalışmasını taklit ederek, protez uzuvdan gelen duyusal bilgiyi sinir sistemine iletmeyi amaçlar. Böylece, kullanıcılar protez uzuvlarının hareketlerini ve konumunu tıpkı doğal uzuvları gibi hissedebilir, bu da daha sezgisel ve hassas bir kontrol imkanı sunar. AMI, protez teknolojisinde önemli bir ilerlemeyi temsil etmektedir.
Protez uzuv kullanıcılarının doğal uzuv hissini geri kazanmalarını sağlayarak yaşam kalitelerini önemli ölçüde artırabilir.