Eric Migicovsky, 2026'da Amerika'nın sağa kayan politik atmosferine rağmen neden hala Kaliforniya'da yaşadığını sorguluyor. Liberal bir Kanadalı olarak, Amerika'da kurduğu aile ve topluluk nedeniyle ülkeyi terk etmekte isteksiz olduğunu belirtiyor. Ancak, Minneapolis'te bir protestocunun vurulması gibi olayların kendisi için bir "kırmızı çizgiye" yaklaştığını ifade ediyor. Trump'ın İranlı protestocuları desteklerken kendi ülkesindeki protestocuları "iç terörist" olarak adlandırmasının ikiyüzlülüğünü eleştiriyor.
Bir ABD vatandaşı olmadığı için oy kullanamayan ve protestolara katılmanın "tutarsız" hissettirdiğini düşünen Migicovsky, değişim yaratma konusunda kendini çaresiz hissediyor. Bağış yapma seçeneğinin de etkisiz olduğunu belirtiyor. 15 yıldır aynı mahallede yaşadığı için burayı evi gibi gördüğünü, ancak ailesinin henüz tehlikede olmamasını bir ayrıcalık olarak gördüğünü ve daha kötü durumdaki ülkelerden ABD'ye gelmeye çalışan insanları düşündüğünü dile getiriyor.
Makalesinde inandığı değerleri de sıralayan Migicovsky; insanların özgürce hareket etmesi, karakterleriyle yargılanması, teknolojinin iyi bir şey olması ancak kötüye kullanılabileceği, yanlış bilgilerin düzeltilmesi ve ifade özgürlüğünün önemi gibi konulara değiniyor. Geçmişte belirli davaları yeterince desteklemediğini kabul ediyor ve trans topluluğuna desteğini dile getiriyor.
Eric Migicovsky'nin kişisel ikilemi, politik kutuplaşmanın ve toplumsal gerilimlerin bireylerin yaşam seçimleri üzerindeki derin etkisini gözler önüne seriyor.