Almanya, transatlantik ilişkilerdeki değişim ve Donald Trump'ın öngörülemezliği nedeniyle milyarlarca avroluk altınını ABD kasalarından çekme çağrılarıyla karşı karşıya. ABD'den sonra dünyanın en büyük ikinci ulusal altın rezervine sahip olan Almanya'nın yaklaşık 164 milyar avro (1.236 ton) değerindeki altını New York'ta saklanıyor. Bu çağrılar, ülkenin stratejik bağımsızlığını artırma ve potansiyel riskleri azaltma arayışının bir parçası olarak yükseliyor.
Önde gelen ekonomist ve eski Bundesbank araştırma başkanı Emanuel Mönch, mevcut jeopolitik durum göz önüne alındığında altının ABD'de tutulmasının çok "riskli" olduğunu belirtiyor. Avrupa Vergi Mükellefleri Birliği başkanı Michael Jäger de, Trump'ın Grönland'ı ele geçirme arzusunu örnek göstererek, Alman altınlarının Fed kasalarında artık güvende olmadığını savunuyor. Daha önce ağırlıklı olarak aşırı sağcı AfD partisinin gündeminde olan bu konu, artık ana akım söyleme girmiş durumda. Muhalif Yeşiller partisinin finans sözcüsü Katharina Beck de altınların geri getirilmesini destekleyerek, bunların jeopolitik anlaşmazlıklarda piyon haline gelmemesi gerektiğini vurguluyor.
Ancak, bazı uzmanlar bu adıma karşı çıkıyor. Almanya'nın önde gelen ekonomistlerinden Ifo Enstitüsü başkanı Clemens Fuest, böyle bir hamlenin istenmeyen sonuçlara yol açabileceği ve mevcut durumu daha da kötüleştirebileceği konusunda uyarıyor. Hükümet sözcüsü Stefan Kornelius ise altın rezervlerinin geri çekilmesinin şu anda gündemde olmadığını belirtiyor. Almanya'nın toplam altın rezervleri yaklaşık 450 milyar avro değerinde olup, yarısından fazlası Frankfurt'taki Bundesbank'ta, yüzde 37'si New York'taki ABD Merkez Bankası'nda ve yüzde 12'si İngiltere Merkez Bankası'nda tutuluyor.
Almanya'nın altın rezervlerinin ABD'den çekilmesi tartışmaları, transatlantik ilişkilerdeki gerilimi ve küresel ekonomik bağımsızlık arayışlarını yansıtmaktadır.